Lumbago Nedir?

Her iki cinste de çok sık görülür. Sık­lıkla 20-25 yaşından sonra olmak üzere her yaşta ortaya çıkabilir. Bel ya da bel-sağ bölgesinde başlayarak zaman za­man kalçanın arka yüzeyine yayılır. Vücudun tek ya da her iki yanında da görülebilir. Sağlıklı bireylerde genellik­le ağırlık kaldırma gibi ani bir zorlanma sonucunda ya da vücudun ters bir hare­ketinden sonra ortaya çıkabilir. Ağrı çok şiddetli ve batıcıdır, en ufak bir ha­reketle, hatta, öksürük ya da hıçkırıkla şiddetlenir. Omurganın iki yanında bu­lunan kaslar, özellikle bir yandakiler daha fazla olmak üzere, şiddetle kasıla­rak omurganın ve vücudun boydan bo­ya bir yana doğru bükülmesine neden olur; hasta bu durumu değiştirecek hiç­bir hareket yapamaz.

Omurganın iki ya­nındaki kasların basınç altında kalması ya da darbe yemesiyle çok şiddetli ağrı­lar ortaya çıkar. Bu aşamada yapılan muayenede bacaklara giden sinirlerin köklerinin örselendiğine ya da ezildiği­ne ilişkin hiçbir belirti bulunamaz. Ağ­rılar bir süre sonra kendiliğinden geçer, disk fıtığıyla ya da buna benzer ağır bir tabloyla ilgisi yoktur. Böyle bir olgu bel omurları arasındaki disklerin birin­de bir bozukluk olduğunu ve zorlanma ya da bir hareketten sonra, bel kasların­da da zayıflık varsa, diskin aniden omurga kanalına doğru kayabileceğini gösterir.

Bu bölgede omurganın içinde yer alan yoğun duyu sinirleri ağının zede­lenmesi ağrıların çok şiddetli olmasına yol açar.
Akut lumbago tedavisinde ilk ön­lem, hastanın yatakta dinlenmesinin sağlanmasıdır. Isı ve masaj örselenmeyi daha da artırarak yakınmaların şiddet­lenmesine neden olduğundan bu dö­nemde kesinlikle uygulanmaz. Buna karşılık ağrı kesici, kas gevşetici ve ilti­hap giderici ilaçlar oldukça yararlıdır.

Ayrıca bel-sağ bölgesinde aşamalı olarak ortaya çıkan bazı ağrılar hiçbir zaman akut dönemdeki kadar şiddetli olmasa da kimi zaman yıllarca sürebilir. Bu ağrılar yaşam boyu belirli dönemler­de kimi zaman oldukça hafif zorlanma­lar sonucunda şiddetlenebilir; birkaç gün süren bu dönemler yerini zamanla hastanın artık alıştığı sürekli ağrı ile bel bölgesinde güçsüzlüğe bırakır. Kronik bel ağrıları, yıkıma uğrayan bir diskin ya da artroz nedeniyle oluşan sert bir halkanın sürekli olarak omurga kanalı­nın içine doğru kayması ve omurganın içindeki sinir ağının aralıksız Örselen­mesi sonucunda ortaya çıkar. Omurlar arası diskin lifsi halkası doku yıkımı sı­rasında daha dirençsiz ve daha az esnek olduğundan, diskin yırtılmadan arkaya doğru kaymasına neden olabilir.

Kronik bel ağrılarında yıkıma uğ­rayan diskin mekanik etkisinin yanı sı­ra başka etkenler de Önem taşır. Bun­lardan bazıları sırt ve bel kaslarının güçsüzlüğü ile hastanın kilo almasıdır. Daha yaygın görülen diskopatide bel bölgesinin röntgen filmlerinde omur­lar arası aralıkta daralma ya da diskin omurlara değen kenarlarında artroza bağlı kemiksi bir halka görülür; bu de­ğişiklikler güçlü ve gergin kasları olan bireylerde herhangi bir rahatsızlığa yol açmaz. Omurganın çevresindeki kaslar güçsüzleştiğinde ya da şişman­lama gibi nedenlerle bu kasların omur­gaya hareket sağlaması için harcaması gereken güç arttığında, omurga ve kaslar arasındaki dengesizlik nedeniy­le zamanla kronik bel ya da boyun ağ­rısı oluşur.

Kronik bel ağrısının tedavisinde Ön­celikle ilaçlar ve fizik tedaviye başvuru­lur. Diskteki doku yıkımını önlemek, başka bir deyişle, diskin işlevini yükle­necek bir amortisör bulmak olanaksızdır. Bir yandan omurgadaki sinir doku­larının örselenmesini gidermek amacıy­la iltihap giderici ve ağrı kesici roma­tizma ilaçlan kullanılır; öte yandan, beslenmeyi düzenleyerek, romatizma, osteoporoz (kemik dokusunun yoğunlu­ğunun azalması) ya da menopoza bağlı hormon dengesizliği gibi özel durumla­rın tedavisi gibi önlemlerle belirtilerin giderilmesi amaçlanır. Bunun için başta masaj olmak üzere fizik tedavi uygu­lanması ve yürüyüş, yüzme, jimnastik, kayak ve tenis gibi sporların günlük ya­şamın bir parçası haline getirilmesi ge­rekir.

Bel ağrısının bir an önce iyileşmesi için en az 24 saat yatak istirahati uygu­lanmalıdır. Bu dönemin hemen ardın­dan aşamalı olarak hareketlere geçilme­li ve özellikle kalçaya yük bindirilme­melidir. Ağrı nöbeti genellikle 48-72 saat sürer; ağrı kaybolduktan sonra bir daha ne zaman ortaya çıkacağı belli ol­maz. Ağrıyı azaltmak için akut dönem­de ağrılı bölgeye sıcak havlu ya da sı­cak su torbası koyulabilir. Hastanın sert bir yüzeyde yatması, Örneğin, yatağının altına tahta konması ya da yastıksız yat­ması önerilir. Ağrıyı hafifletmek için aspirin gibi ağrı kesiciler alınabilirse de bunların iyileşmeyi hızlandırmadığı unutulmamalıdır.

Bel ağrılarının nasıl önlenebileceği­ni bilmek de önemlidir. Bel ağrısı ge­nellikle otururken ya da hareket eder­ken vücut pozisyonunun hatalı olmasın­dan kaynaklanabilir. Yinelenmemesi için çok basit olduğu halde çok da ko­lay unutulan önlemlerin uygulanması yeterlidir:
• Otururken sırt dimdik tutulmalı ve bütün yüzeyiyle iskemlenin arkalığına dayanmalı, ayaklar da yere basmalıdır.
• Masada yazı yazar ya da çalışırken masaya elden geldiğince yakın oturul-malıdır.
• Uzun süre araba kullanırken belle koltuk arasına bir yastık konmalıdır.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Bu web sitesi deneyiminizi geliştirmek için çerezleri kullanır. Bununla iyi olduğunuzu varsayacağız, ancak isterseniz vazgeçebilirsiniz. Kabul etmek Mesajları Oku