26.07.2017 - Webanne

Şekersiz Diyabet

Şekersiz Diyabet

 

İnsülin (hücrelere enerji temin etmek için vücudun glikozu kullanmasını ve korumasını temin eden hormon) yetersizliği nedeniyle ortaya çıkan şeker hastalığının (diabetes melitus) aksine, şekersiz diyabet (diabetes insipidus) antidiüretik hormon (ADH) yetersizliği nedeniyle ortaya çıkar. Bu hormon hipofiz bezinin arka lobu tarafından salgılanır.Eğer antidiüretik hormon yetersizliği varsa, vücutta su dengesini kontrol olayı kaybolur. Uygun sıvı seviyesini korumak için gerekli olan suyu yeniden emmenin yerine, böbrekler suyu dışarı atar.

BELİRTİLERİ
Şekersiz diyabet ile şeker hastalığı (dia-betes meltitus) arasındaki farkın anla­şılması için küçük bir parantez açmak gerekir. En yaygın biçim olan diabetes mellitus, pankreasın ürettiği bir hormon olan insülinin vücuttaki işlevini yerine getirememesinden ya da yetersiz üreti­minden kaynaklanır. Şekersiz diyabetin nedeni ise hipotalamus çekirdeklerinin yeterli ADH üretememesidir. ADH’nin işlevi böbreklerin su tutmasını sağlaya­rak idrar yoluyla aşın su kaybını önle­mektir. Bu hormonun yokluğu ya da eksikliği idrar yoluyla aşın su kaybına yol açar. Bir şekersiz diyabet hastası günde 20 litreye kadar idrar yapar. Bu miktarın 40 litreyi bulduğu bir olgu da bildirilmiştir.Vücudun bu ölçüde aşın sıvı kaybı­nı dengeleyecek düzeyde sürekli sıvı alınmazsa, hasta kısa sürede ölümün eşiğine gelir. Kaybedilen suyu yeniden alma gereksinimi şekersiz diyabetin te­mel yakınmalannı doğurur: Susuzluk duygusu ve bol miktarda su içme isteği (polidipsi). Susuzluk özellikle ağır olgularda süreklidir ve rahatsızlık verici­dir. Hastanın geceleyin de İdrar yapma­sı ve su içmesi gerekir. Kısa bir süre için bile su içmemesi vücudun susuz kalmasına bağlı olarak ağır bozuklukla­rın ortaya çıkmasına yol açar. Susuzluk çok şiddetlenir ve su eksikliği uzarsa, hastada huzursuzluk tablosu başlar ve bu durum deliriuma (bilinçsiz saldırgan hareketler) kadar varabilir.

NEDENLERİ
Son zamanlarda iki şekersiz diyabet tü­rü ayırt edilmiştir. Bunlardan biri ADH’nin eksikliğinden, öbürü ise böb­reğin normal miktarda salman ADH’nin uyanlanna yetersiz yanıt vermesinden kaynaklanır.
Hastalann büyük bölümü birinci tü­re girer. Hipotalamusun supraoptik (göz siniri üstü) ve paraventriküler (ka-nncık çevresi) çekirdeklerinin yüzde 90 oranında tahrip olmasına yol açan has­talıklar, ADH eksikliği nedeniyle şeker­siz diyabet tablosunu ortaya çıkarabilir. Buna yol açabilecek hastalıklar pek çoktur. Olguların büyük bölümünde tümörler (özellikle kraniyofarenjiyom) söz konusudur. Hipotalamusa yerleşen frengi ve verem, bu bölgenin büyük çapta yıkıma uğramasına ve dolayısıyla şekersiz diyabete yol açar. Menenjit (beyin zarı iltihabı), ensefalit (beyin ilti­habı) ve ender olarak kızamık, kızamık­çık, kabakulak gibi bütünüyle iyi gidişli hastalıklar için de aynı şey söz konusu­dur. Hipotalamusta ya da hipofizde tü­mör ve iltihaba bağlı herhangi bir süreç söz konusu olmadan da ortaya çıkan şe­kersiz diyabet olguları vardır. Son çalış­malar bu olayın bir gen kusurundan kaynaklandığını göstermiştir.Hücre çekirdeğindeki bir nokta ola­rak tanımlanabilen gen, kişinin ayrı bir birey olmasını sağlayan bütün özellikle­ri taşır. Bu özellikler erkeğin spermi ve kadının yumurtası aracılığıyla çocukla­ra geçer. Şekersiz diyabet kalıtsaldır; hastalığa yol açan anormal karakter öbür özelliklerle birlikte aktarılır. Ama şekersiz diyabetli anne babanın çocuk­ları hastalığa her zaman yakalanmazlar. Çünkü hastalığı taşıyan genler iki tanedir. Bazı hastalarda birincisi, bazıların­da ise ikincisi etkili olur.Genlerden birincisi baskın olandır ve cinsiyete bağlı değildir; bu durumda anne babadan birinde şekersiz diyabet varsa, çocuklarının hepsi hastalığa ya­kalanacak demektir. İkincisi cinsiyete bağlıdır, çekiniktir ve x kromozomla­rından biri tarafından taşımr. (Cinsiyete özgü kromozomlar iki tanedir; kadmda eşit uzunlukta olduklarından xx ile gös­terilirler.) Her iki x kromozomu da bu geni taşımadıkça, kız çocuk belirtiler göstermeden yalnızca hastalığı taşıyıcı olacaktır. Genin her iki x kromozomun­da bulunması yaşamla pek bağdaşmaz. Erkekte x kromozomu çekinik geni ta­şıdığında ve onu baskılayacak başka bir x geni olmadığında hastalık ortaya çı­kar. Çiftte yalnız baba hastaysa, baba­dan y geni alan erkek çocuklar hastalı­ğa yakalanmaz; kız çocuklar ise hastalı­ğı taşırlar. Eğer anne taşıyıcı ve baba sağlıklıysa, erkek çocukların yansı has­ta, yansı sağlıklı ve kız çocukların yan­sı taşıyıcı, yansı sağlıklı olacaktır.
ADH’ye böbreğin yanıt vermemesine bağlı şekersiz diyabette ikinci duruma benzer bir mekanizma işler; yani bu du­rumda da yalnızca erkek çocuklar hastalanacaktır.

TEDAVİ
ADH eksikliğine bağlı şekersiz diyabet­te tedavi basittir; eksik olan ADH’yı vermek yeterlidir. Geçmişte enjeksiyon­la verilen hipofiz ekstreleri günümüzde kullanılmamaktadır. Artık sprey biçi­minde burun yoluyla verilen yeni ilaçlar vardır. İkinci tür şekersiz diyabetin kontrol edilebilmesi çok daha güçtür. ama bu biçim çok ender görülür.

ŞEKERSİZ DİYABETE BENZER HASTALIKLAR
Çok idrar yapan herkeste şekersiz diya­bet olduğunu söylemek elbette yanlış olur. Hastanın idrarla şeker attığı ve şe­kerin ozmotik nedenlerle beraberinde suyu da sürüklediği şeker hastalığı: böbrek yetersizliği nedeniyle böbreğin su tutamadığı ve idrar miktannın fazla olduğu kronik böbrek hastalıklan dışın­da da şekersiz diyabete çok benzeyen hastalıklar vardır. Ama bunlarda çok idrar yapma ADH’nin azalmasına bağlı değildir. Henüz tam tanımlanmamış olan bu hastalıklardan biri, hipotala-mustaki susuzluk merkezinin lezyonu-na bağlıdır. Normal koşullarda suya ge­reksinim duyulduğunda susuzluğun or­taya çıkmasını sağlayan bu merkezdeki bozukluk nedeniyle kişi aşın su alır ve böbreklerden gereksiz miktan atar.
Bir başka garip hastalık ise potomani, yani aşın su içmedir. Bu kişilerde su değiş tokuşunu düzenleyen bütün me­kanizmalar normaldir. Anormal olan hastanın ruhsal durumudur; “mani” teri­miyle de belirtildiği gibi gerçek bir ruh­sal bozukluk söz konusudur. Bu hasta­lıkta da öncekinde olduğu gibi, şekersiz diyabete göre durum tersine dönmüştür. Kişi böbrek aracılığıyla gerçekleşen su kaybını karşılamak için değil, yalnızca organizmanın gerçek gereksiniminden bağımsız olarak ortaya çıkan susuzluğu gidermek için su içer. Burada böbrek çıkardığı idrar miktarını artırarak, vücu­da giren fazla suyu dengeler.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ