Menopoz başlamadan önce kemik yapısını güçlendirin

0

 

Kadınların menopoz sonrası dönemi rahat geçirebilmesi için süt içmesi, bol sebze tüketmesi, güneş ışınlarından yararlanması, fazla kilodan kaçınması, un, şeker ve tuzdan uzak durması ve egzersiz yapması öneriliyor. Ayrıca, 40 yaşından sonra da kalsiyum desteği alınması gerekiyor.

Türkiye Menopoz ve Osteoporoz Derneği Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp, kadınların menopoz sonrası yılda yüzde 3-5 oranında kemik kaybı yaşadığını, bu nedenle de 35 yaşına kadar kemik yapılarının en üst seviyeye getirilmesi gerektiğini belirterek, “Bunun için süt içilmesi, bol sebze tüketilmesi, güneş ışınlarından yararlanılması gerekiyor” dedi.

Prof. Dr. Ertüngealp, yaptığı konuşmada, insanların ortalama yaşam süresinin arttığını ve Türkiye’de kadınların erkeklerden 5 yıl daha fazla yaşadığını söyledi. “Yaş 35 yolun yarısı, artık tarih oldu. Artık 50 yaş yolun yarısı” diyen Prof. Dr. Ertüngealp, bu nedenle menopoz sonrası dönemin de kadın sağlığı açısından çok önemli olduğunu vurguladı. Avrupa’da menopoz yaşının 50, Türkiye’de ise 47 olduğunu anlatan Prof. Dr. Ertüngealp, şunları kaydetti:

Önlemler

“Bütün gayemiz, kişinin yaşam kalitesini artırarak bu dönemi rahat geçirmesini sağlamak. Kadınlarımızın yaşam kalitesini mutlaka artırması gereği vardır. Kadınlar, menopoz sonrası yılda yüzde 3-5 oranında kemik kaybı yaşıyor. Bu nedenle 35 yaşına kadar kemik yapılarının en üst seviyeye getirilmesi lazım. Bunun için de süt içilmesi, bol sebze tüketilmesi, güneş ışınlarından yararlanılması gerekiyor. Bunun yanı sıra fazla kilodan kaçınılmalı, un, şeker ve tuzdan uzak durulmalı ve egzersiz yapılmalı. Ayrıca, kadınların 40 yaşından sonra da kalsiyum desteği alması gerekir.”

‘Beslenme şekli değişmeli’

Prof. Dr. Entüngealp, menopozun doğal bir olay olmasına karşın, sonrasında ortaya çıkan rahatsızlıkların Türk kadınları tarafından kader olarak görüldüğünü ifade ederek, “Bizim kötü yerimiz mutfağımız. Bu nedenle beslenme şekli mutlaka değiştirilmeli” diye konuştu. Menopoz sonrası dönemde değişik tedavi şekilleri uygulandığını da belirten Prof. Dr. Ertüngealp, ancak bunun kişiye özgü belirlendiğini kaydetti. Ellerinde geniş bir ilaç yelpazesi bulunduğunu dile getiren Prof. Dr. Erdoğan Ertüngealp, etken maddesi “raloksifen” olan ilacın bunlar arasında yer aldığını sözlerine ekledi.

 

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.