23.09.2017 - Webanne

Kolin Vitamini

Kolin Vitamini

B grubu vitaminlerinin ailesinden sayılan kolin vitamini, suda direk çözünen dirençsiz bir vitamin olmasına karşın vücut için son derece önemli vitaminler arasında yer almaktadır. Metabolizmada doğal yollarla oluşabilen bu vitamin, 1998 yılında bilim insanları tarafından “insan için gerekli bir besin” olarak literatüre geçirilmiştir. İçerik olarak bir yağ asidi olan kolin vitamini; asetilkolin, lesitin ve fosfatidilkolin isimli formlarda bünyede yer alabilmektedir. Yiyeceklerde bol miktarda kolin bulunmasına karşın, yiyeceklerin pişirilmeleri ve saklanmaları esnasında kolin değerlerinde çok fazla düşme olur. Çünkü bu yağ asidi suya ve işlem görmeye dayanıksız bir enzimdir. Vücuda alındığında üstlendiği başlıca görev, karaciğerdeki yağlanmanın önüne geçmektir. Az önce bahsettiğimiz asetilkolin içeriğinin, insan metabolizmasında bağırsaklar tarafından kolaysa emilmesi kolin vitamini sayesinde gerçekleşmektedir.

Kolin Vitamini
Ayrıca vücuttaki kanla beyin arasındaki çizgiyi geçebilen tek vitamin olma özelliğini taşımaktadır. Bu özelliğiyle de beyinde oluşan herhangi bir kimyasal süreçte etkin bir şekilde yer almaktadır. Beyin üzerinde bu kadar etkili bir yağ asidi olmasından kendisine “hafıza vitamini” adı da verilmektedir. Bu görevlerinin dışında bünyeye alınan besinlerin ayrıştırılarak yararlı kısımlarının saklanmasına, fazla olan kısımlarının ise yakılarak yok edilmesine sebep olan kolin vitamini bu özelliği sayesinde de karaciğerdeki yağlanmayı engelleyerek karaciğer dostu bir vitamin olarak anılmaktadır. Diyet yapan insanların, diyet süreçlerinde yağ yakma aracı olarak kolin büyük bir görev de üstlenmektedir.

Kolin Vitamini’nin Faydaları
Hücre zarında yer alan kolin, bu zarın sağlıklı bir yapıda olmasını sağlar. Vücutta yağ ortamında ve su ortamında bozulan moleküllerle hücre zarının bir şekilde başa çıkabilmesi yeterli sayıda kolin vitamini barındırmasına bağlıdır.
Safra taşında oluşabilmesi muhtemel olan safra taşlarının oluşma ortamının yaratılmaması için çaba sağlar.
Bünyede kolin vitamini olmadığı sürece bir çok besin ürününün hücre içerisine alınıp işlenmesine, aynı şekilde atık sayılacak ürünlerin de hücre dışına çıkartılmasına imkan bulunmamaktadır. Tüm bu işlemler yeterli sayıda kolin alınmasına bağlıdır.
Beyin fonksiyonlarının daha düzgün çalışması ve beyin sağlığı için gerekli olan enzimlerin iletilmesini rolünü çoğu zaman kotil vitamini üstlenmektedir.

Metabolizmadaki enfeksiyon durumlarına müdahale ederek onlarla savaşır ve iyileşmesi için bir takım çalışmalar yapar.
Böbrek yapısındaki suyun işlenme durumunda kullanılan betain maddesinin ana bileşeni kolin vitaminidir.
Aynı şekilde karaciğerdeki fazla yağların işlenip atılmasında da kullanılan betain maddesinin oluşturulmasında öncüldür.
Vücudun sinir sisteminin sağlıklı bir yapıda kalmasını sağlayarak, öğrenme güdüsünü güçlendirir ve hafızanın da daha güçlü olmasını sağlar.
İnsan metabolizmasının ihtiyaç duyduğu lesitinin üretilmesi kolin vitamini sayesinde mümkün olmaktadır.
Kolesterol seviyesinin normal seviyelerde kalmasına ve kilo alımının durdurulmasına kolin yağ asidi yardımcı olmaktadır.
Proteinlerin ana maddesi olan aminoasitler, vücutta üretilmeye başlandığında bu işlemlerde kolin vitamini aktif olarak rol almaktadır.
İskeletteki kas yapısının çalıştırılması ve düzgün işlev görmesi kolin vitamini sayesindedir.
Hamile kadınların ve doğumdan sonraki emzirme sürecindeki kadınların vücutlarının en çok ihtiyaç duyduğu vitaminlerden biri kolin vitaminidir.

İlerleyen yaşlarda beyin ve hafıza problemleri yaşayan bireylerin durumu toparlamak adına vücutlarında eksikliğini tamamlamaları gereken en önemli vitamin kolin vitaminidir.

Kolin Vitamini Eksikliği
Kolesterol seviyesi yükselerek bünyede yüksel kolesterol hastalıkları nüksetmeye başlar.
Beyin fonksiyonlarında gerilemeler meydana gelir ve bu ciddi sağlık problemlerine sebep olabilir.
Hafıza problemleri baş göstererek hafıza gün geçtikçe zayıflamaya başlar.
Karaciğerde kolin vitamini eksikliğinden kaynaklı yağlanmalar başlar ve bu hastalık seviyesine kadar ilerleyebilir.
Böbreklerdeki emilim, kolin vitamini eksikliğinden dolayı azalır ve bu durum böbreklerin hasta olmasına yol açar.
Özellikle gelişme çağındaki bireylerin vücutlarında eksik kolin vitamini olması, büyümelerinin de eksik bir şekilde devam etmesine yol açar.
Vücuda alınan besinlerden arta kalan atık yağlar atılamamaya ve mevcut yağlar da sindirilememeye başlar.
Sürekli yorgun hissetme hali başlar ve buna rağmen uykusuzluk sorunları da baş gösterebilir.
Yeni doğmuş bebeklerde kolin vitamini eksikliği yaşanması, bu bebeklerin solunum yetersizliği sıkıntısı çekmesine sebep olmaktadır.
Kaslarda dengesizlik ve sinir sisteminde eksik çalışma durumları ortaya çıkar.
İleri derecede kolin eksikliği anemi gibi hastalıklara da sebep olur.

Günlük Kolin Vitamini İhtiyacı
Uzmanlar tarafından kadınlar ve erkekler için ayrı ayrı oranlarla belirtilen kolin vitamini seviyeleri; erkekler için günlük 550 miligram, kadınlar içinse günlük 425 miligram olarak belirlenmiştir.
Vücudumuz bir miktar kolin üretmesine rağmen, gereksinimi karşılayacak miktarlarda olmadığından, yediğimiz besinlerden yeterli miktarlarda kolinin alınması gerekir. 1998’de, Food and Nutrition Board of the Institute of Medicine, kadın ve erkekler için ayrı ayrı, 425 ve 550 mg/günlük oran belirlemiştir.

Kolin Vitamini’nin Zararları
Bazı sağlık durumlarında, günlük ihtiyaç olan kolin miktarının alınması için ek takviyelere başvurulabilir. Ancak vücuda giren kolin miktarı günlük 1000 miligramlık bir seviyeyi geçiyorsa metabolizmada bir takım etkiler ortaya çıkmaktadır. Bunlardan en çok bilineni, kadın ya da erkek fark etmeksizin bu miktarlarda kolin vitamini alan bir kişinin balık gibi kokmaya başlamasıdır. Bunun dışındaki en çok bilinen yan etkiler dönemsel ishal durumları, bulantı durumları ve karın ağrısı durumlarıdır. Eğer kişinin kolin vitamini eksikliği yanında bir de epilepsi hastalığı var ise, fazla kolin kullanımı epilepsi hastalığının ataklarının tetiklenmesine yol açabilmektedir. Ağızdaki tükürük seviyesinin artması, tansiyon seviyesinde düşmelerin meydana gelmesi, depresyon durumları ve aşırı terleme gibi semptomlar da kolin vitaminin yan etkileri arasında gösterilmektedir.

Kolin Vitamini Yaşamsal İhtiyaçtır
Ön araştırmalar, betain ile birleştirildiğinde, osteoporoz, kalp hastalığı, alzheimer, diyabet tip II rahatsızlıklarına bağlı olan kronik enflamasyonu düşürdüğünü göstermiştir. American Journal of Clinical Nutrition‘da yayınlanan çalışmada; yüksek ortalama kolin ve betain alan deneklerin; düşük ortalama alanlardan %20 oranında daha az enflamasyon düzeyleri taşıdığı belirtilmiştir.
Kolin, beynin hafıza ve diğer zihinsel işlevlerinde görev alan asetilkolin olarak bilinen sinir devim salgısının başlangıç molekülüdür. Alzheimer hastaları üzerinde yapılan araştırmalar asetilkolin düşüklüğüyle alzheimer arasında bir ilişki bulunduğunu göstermektedir.
Boston Üniversitesi Tıp Okulu’ndan Rhoda Au tarafından yürütülen ve sonuçları American Journal of Clinical Nutrition’da yayınlanan araştırmaya göre; yeteri kadar kolin tüketen kişilerin beyinlerinde, demansa bağlı olarak oluşan değişikliklere rastlanma oranı daha düşük olmaktadır.
B

ritish Medical Journal’da 1984 yılında yayınlanan bir çalışma; küme başağrısı yaşayanların kırmızı kan hücreleri kolin düzeylerinin; yaşa bağlı kontrol gruba göre çok daha düşük olduğunu göstermiştir.
Yüksek oranda kolin tüketen kişiler üzerinde yapılan beyin taramalarında, bu kişilerde, inme ve demans gibi beyin damarlarıyla ilgili sorunlara oluşan ‘beyaz madde hiperintensite’ alanlarının daha az oranda görüldüğü tespit edilmiştir.
Norveçli bilim adamları tarafından yapılan ve 2009’da American Journal of Clinical Nutrition adlı dergide yayınlanan araştırmaya göre; düşük kolin düzeyleri, yüksek oranlarda anksiyete ile ilişkilidir.

Hamilelik ve Emzirmede Kolin Vitamini
Kolin ihtiyacı, özellikle hamilelik ve emzirme sürecinde daha fazladır. Araştırmalar, kolinin beyin gelişimi üzerindeki etkilerini kanıtlamıştır. Bu yüzden anne karnında ve iki yaşına kadar kolin açısından yeterli beslenmek önemlidir. Anne sütü kolin bakımından çok zengin olsa da, miktar, emzirme sıklığına ve annenin ihtiyaçlarına göre değişebilir. Yetersiz kolin alımı, doku depolarının bitmesine yol açar.
Yaşlanmayla gelişen hafıza kayıplarında kolinden zengin beslenmeyle hastalığın seyrinde gerileme kaydedilmiştir. Kolin geniş bir yiyecek yelpazesinde bulunur ama karaciğer, yumurta ve rüşeym (buğday tohumu) en zengin kolin kaynaklarıdır. Yumurta daha çok konsantre bir kolin kaynağı olmakla beraber, süt daha zengin bir kaynaktır.

Kolin Vitamini’nin İyi Geldiği Hastalıklar
Beyin ve hafıza:
Kolin asetik asitle birleşerek, beyin ve hafıza fonksiyonları için çok önemli bir nörotransmiter olan asetilkolini üretir. Yapılan çalışmalar asetilkolinin beynimizin hafıza ve öğrenme bölümüne olumlu etkilerini göstermektedir. Alzheimer ve bunama(demans) gibi hastalıkların önlenmesinde ve hatta tedavisinde rol oynayabileceğine ilişkin bulgular mevcuttur. Özellikle hamile ve emziren anneler için önemi büyüktür. Tıpkı folat(folik asit) gibi fetusun ve yenidoğanın beyin ve hafıza gelişimine yardımcı olan bir besin ögesidir ve spina bifida gibi doğuştan olan bazı kusurların önlenmesinde etkilidir.

Kalp sağlığı:
Araştırmalar yeterli kolin alımının kandaki bir aminoasit olan homosistein seviyelerini düşürdüğünü ortaya koymaktadır. Kandaki homosistein seviyesi artarsa damar sertliğine neden olmakta ve kalp hastalıklarına yakalanma riksi artmaktadır. Homosistein seviyelerini düşürücü etkisi olan kolinin kalp-damar hastalıklarına karşı önleyici ve tedavi edici özelliği olduğu araştırmalarda gösterilmiştir.

Göğüs kanseri:
2008 yılında yapılan bir çalışmada kolinin göğüs kanseri ile ilişkisi tespit edilmiştir. 3000 kadın ile gerçekleştirilen çalışmada yeterli kolin alan kadınların, yetersiz kolin alan kadınlara göre %24 daha az göğüs kanseri riski taşıdığı görülmüştür. Daha önce yapılmış bir başka çalışma, her gün bir yumurta tüketen kadınların göğüs kanserine yakalanma riskinin %18 düştüğünü belirtmiştir. Bir diğer çalışmada ise haftada en az 6 yumurta tüketen kadınların göğüs kanserine yakalanma riski, haftada 2 ve daha az yumurta tüketen kadınlardan %44 daha az bulunmuştur.

Karaciğer sağlığı-kolesterol:
Kolin karaciğerdeki yağların vücuda dağıtılmasını sağlayarak karaciğerin sağlığını korur. Yeterli kolin bulunmaması durumunda yağlar karaciğerde birikebilir ve metabolizma üzerinde problem yaratabilir. Bunun sonucunda da yağ ve safranın hareketsizliği nedeniyle siroz gibi ciddi sağlık sorunları oluşabilir. Bu sebeple karaciğer hastalıklarının tedavisinde kolinin bir formu olan fosfatidil kolin etkin bir şekilde kullanılır.
Kolinin vücutta bulunan kolesterol ve trigliserid düzeylerine oldukça önemli bir etkisi olduğu bilinmektedir ve kolesterolü düşürücü bir özelliği vardır. Genelde kolesterolü arttırdığı düşünülen yumurta sarısı aslında kolesterolü düşüren yüksek düzeyde kolin içermesi sebebiyle dengeli bir besindir ve yumurta ile ilgili yapılan son araştırmalar bu gerçeği doğrulamıştır.

Kolin kaynağı besinler:
İçeriğinde yüksek miktarda kolin barındıran besinler arasında dana, kuzu ve tavuk karaciğeri, kırmızı et, yumurta, ıspanak, lahana, karnabahar, taze fasulye ve süt sayılabilir.
100 gram dana karaciğerinde 418 mg, 1 orta boy yumurtada 113 mg, 100 gram kırmızı ette 100 mg, 100 gram tavuk etinde 80mg, 100 gram(1 kap) çiğ karnabaharda 47 ve 180 gram(1 kap) pişmiş ıspanakta 35 mg kolin bulunur.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ