AÇILIŞ SAYFASI YAP  

 

 

 

Gebeliğe Hazırlık
Gebelik Dönemi
Gebelikte Sorunlar
Hafta Hafta Gebelik
Ay Ay Gebelik
Egzersizler
Doğum
Doğum Sonrası Bakım
Emzirme
Doğum Kontrolü
Ultrasonografi
3D Ultrason
4D Ultrason
Fetoskopi
Doğum Videoları
Video Bölümü
Tüp Bebek
Kürtaj
Kadın Sağlığı
Cinsel Sağlık
Kısırlık
Kadın ve Güzellik
Sağlık Haberleri
Yemek Tarifleri
Ekart
Nöbetçi Eczaneler
Hastaneler

 

 

 

SAÇ AĞARMASININ NEDENLERİ

 

 

Saçların ağarmasına neden olan nedir?

Nedenlerden ilki genetik. Yapılan araştırmalara göre beyaz ırktan gelenlerin saçları 34 yaşından itibaren kırlaşmaya başlıyor, 50 yaşına geldiklerinde ise saçlarının bembeyaz olma olasılıkları yüzde 50 oranında. Zencilerin saçları 44 yaşında beyazlamaya başlıyor.Kalıtımsallık da ikinci neden. Saçlarınızın ebeveynlerinizle ya da büyükanne ve büyükbabanızla aynı yaşlarda beyazlaması büyük bir olasılıktır.
 

Farklı renklerde ve oldukça canlı görünmesine karşın saçlar tıpkı tırnaklarımız gibi keratinden oluşan ölü maddedir. Doğumunuzdan üç ay önce, yaşantınız boyunca sahip olacağınız tüm saç folikülleriniz oluşur, sarışınlar için yaklaşık 140.000, esmerler için 108.000, kızıllar için de 90.000. Her folikülün dibinde, derinin ikinci katmanı yani dermis sayesinde beslenen bir saç hücresi yer alır. Bu hücrenin içindeki bir doku konisi –papila ile matriks– saç telini oluşturan kimyasalları bir araya getirir. Bir saç teli henüz uzama aşamasındayken, binlerce melanin pigmentiyle kaplıdır. Melanosit adı verilen hücreler iki temel “rengi” üretip karıştırarak, insanların farklı tondaki saç renklerini meydana getirirler. Pigmentlerden ilki, yani ömelanin kuzguni siyahtan açık kumrala dek tüm renklerin yaratıcısıdır. İkincisi, yani feomelanin ise altın sarısı saçlardan ve kızıl tonlardan sorumludur. Biçim, çeşit ve yoğunluklarına göre farklılıklar sergileyen pigmentler, sonuçta binlerce renkten oluşan egzotik bir renk paleti oluştururlar.
 

Pek çok insanın saçı doğduğunda sapsarıdır, ama zaman içinde melanositler hareketlendikçe saçların rengi koyulaşır. Saçların giderek koyulaşması orta yaşlara dek sürer, gençlik yıllarında sarışın olan pek çok kişinin saçları ileriki yaşlarda kumral ya da kızıl-kahve tonlara dönüşür.
Yirmili yaşlardan sonra melanosit üretimi azalır. Bu yaşlardan sonra çıkan saçlar pigmentlerden nasiplerini tam olarak alamaz ve renk kaybı başlar. Melanosit canlılığını tümüyle yitirdiğinde ise, saçlar pigmentsiz olarak uzar ve saç proteininin doğal rengini alır: Beyaz!
 

Gri olarak gördüğümüz saçlar aslında yeni çıkan beyazlarla renkli saçların karışımından başka bir şey değildir. Saçınızın tonuna göre, saçlarınızın en az yüzde 50’si beyaza dönüştüğünde, var olan renkli saçlarınızla karışımı, sizi gri saçlı birine dönüştürür. Çünkü renkli saçlarla beyazlar arasındaki kontrast, esmerlerde çok daha fazla belli olur. Açık renk saçlıların tümüyle grileşmesi çok daha güçtür.
 

Herpes, tifüs, sıtma ya da ağır grip gibi pek çok rahatsızlık da saçların ağarmasına neden olabilir. Bunun dışında, yoğun travma, radyasyona maruz kalma, tiroit bezlerinin aşırı çalışması, şeker hastalığı, kötü beslenme, ülserli kolit ve kansızlık da saçların beyazlamasına neden olan öteki faktörlerdir.
 

Saçların “bir gecede nasıl bembeyaz” olduğunu anlayabilmeniz için, bir saçın doğal olarak nasıl uzadığını bilmeniz gerekir. Saç teli üç evreli bir süreçten geçer. İlk aşamada yani uzama sırasında, yeni saç teli ayda ortalama bir santim hızla büyür. İki ile altı yıl boyunca uzadıktan sonra, birkaç hafta süreyle dinlenme dönemine geçer. Bundan sonraki üç ay süresince de saç teli, üretim merkezi papiladan ayrılma sürecine başlar. Yeni bir süreç başladığında, arkasından gelen saç eskisini iter ve eski saç dökülüp, yerine yenisi uzamaya başlar.
 

Bazen stresten kaynaklanan ve “Alopesiya areata” adı verilen bağışıklık sistemindeki bir rahatsızlık, saç telini daha ilk döneminde vurur. Eğer hastanın çok sayıda siyah saçı ve fark edilmeyen birkaç beyaz teli varsa, rahatsızlık, arkasında çok sayıda beyaz saç teli bırakarak, eski koyu renk saçların dökülmesine neden olur. Hastanın saçları bir günden öbürüne kırlaşmış gibi görünür.
 

Eskiden bilim adamları kırlaşan bir saçın asla eski rengine kavuşamayacağına inanırlardı. Oysa son dönem araştırmaları, dinlenme dönemindeki melanositlerin tetiklenerek, eski renk verici özelliklerine kavuşturularak, kimi durumlarda saçı orijinal rengine dönüştürebileceğini gösterdi.
Kimi non-steroidal, anti-enflamatuar maddeler saçın pigmen
tasyonunda önemli rol oynayabilir. B-12 vitamini alan, kansızlık hastalarında da kırlaşan saçın zamanla eski rengine dönüştüğüne rastlanmıştır.
 

Peki saçlarınızın kırlaşmaya başladığını fark ettiğinizde ne yapmalısınız? “Kendinizi buna odaklamayın” diye öneriyor psikologlar. Kimi insanlar kırlaşan saçlarına kafayı takarlar, oysa gerçek sorunları kendilerine güvensizliktir.
Araştırmacılar, saçlarını boyamamak konusunda direnen insanların bir süre sonra saç renklerinden çok memnun olduklarını saptadılar.
Oysa saç renklerini denetlemek isteyenler için oldukça geniş bir seçenek yelpazesi var. Saçlara düşen aklar bağış da değildir, dünyanın sonu da değildir. Onları ister sergileyin, ister saklamaya çalışın öncelikle bakımlı olmaya özen gösterin...

 

 

FAVORİLERE EKLE   

 

 

 

Yeni Doğan Bebek
Ay Ay Bebek Gelişimi
Bebeklerde Beslenme
Bebek Bakımı
Boy Kilo Cetveli
Aşı Tablosu
Otomatik Hesaplayıcı
Bulaşıcı Hastalıklar
Vitamin ve Mineraller
Anne Sütü
Topuk Kanı
İnek Sütü Kullanımı
Ek Besinler
Çocuk Gelişimi
Bebek Yemek Tarifleri
Bebek İsimleri
Bebek Resimleri
Bebekler İçin Ninniler
 

      

 
ANA SAYFA Copyright @ 2006 webanne.com REKLAM ve İLETİŞİM

Yasal Uyarı: Webanne' nin içeriği ziyaretçilerini bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Her tıbbi sorun hekim tarafından ayrıntılı olarak dinlendikten, hasta muayene edildikten, gerekli laboratuar ve röntgen tetkikleri yapıldıktan sonra sonuçlandırılabilir. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. webanne.com sağlıkla ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan öğrenilebileceğini savunur. Belirli bir tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi için mutlaka doktorunuza danışın. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla kullanılmamalıdır.

   

    Sağlık ve Tıp