26.07.2017 - Webanne

Şeker Hastalığı-Diyabet

Şeker Hastalığı-Diyabet

 

Diyabet (Şeker Hastalığı) Nedir?

-Diyabet metabolizmayı etkileyen bir hastalıktır.
-Diyabetli kişilerin vücutları ya yeterince insülin hormonu üretemez ya da mevcut insülini gerektiği gibi kullanamaz.
-Sonuç olarak kandaki glukoz seviyesi yüksektir.

Glukoz ve İnsülin

-Vücut, sürekli olarak kanda bir miktar şekere (glukoza) ihtiyaç duyar.
-İnsülin kan dolaşımındaki glukozu hücrelere taşımakla görevlidir.
-İnsülin pankreas tarafından üretilen bir hormondur.
-Hücrelerdeki glukoz, günlük yaşamımızı devam ettirmeyi sağlayacak enerji kaynağıdır.

Diyabet Tipleri:

Tip 1 Diyabet

-Tip 1 diyabetliler yaşamlarını sürdürebilmek için insülin almak zorundadır.
-Genellikle 30 yaşından önce başlar
-Diyabetlilerin sadece %10’u tip 1’dir.
-Semptomlar hızla gelişir.

Tip 1 Diyabetin Belirtileri

-Sık idrara çıkma
-Aşırı açıkma
-Aşırı susama
-Açıklanamamış kilo kaybı
-Zayıflık veya yorgunluk
-Ani ve hızlı başlayabilir.

Tip 2 Diyabet

-Semptomlar yavaş gelişir veya hiç görülmez.
-Genellikle ailede diyabetle ilgili bir geçmiş vardır.
-Genellikle 40 yaşından sonra görülmekle birlikte günümüzde genç hastalarda daha sık görülmektedir.
-Hastalar genellikle aşırı kiloludur.
-Diyabetlilerin %90’ı tip 2’dir.
-İnsülin kullanmadan, diyetle veya oral ilaç tedavisiyle de kontrol altına alınabilir.

Tip 2 Diyabetin Belirtileri

-Zayıflık, yorgunluk ve kırıklık,
-Kuru kaşıntılı deri,
-Artan açlık, susama ve idrara çıkma,
-El ve ayaklarda karıncalanma veya his kaybı,
D-eride iyileşmeyen enfeksiyon durumu,
-Belirtiler muayene esnasında görünmeyebilir.

Tip 2 Diyabet İçin Risk Faktörleri

-Obez kişiler ( vücut ağırlığı istenilen ölçüden %20 fazla olanlar),
-Birinci derece akrabalarında Diyabet olanlar,
-Sahip oldukları etnik kökende yüksek oranda Diyabet görülenler,
-Glukoz toleransı ve açlık glukoz testinde daha önceden şüpheli durumu belirlenmiş kişiler,
-Gestasyonel Diyabetli kadınlar,
4 kg’dan fazla ağırlıkta çocuk doğuran kadınlar.

Şeker diyeti , diabet (şeker hastalığı) olan hastaların uyması gereken basit ama çok önemli bazı kuralları içerir.

Şeker diyeti düzenlenirken temel amaç, kan şekerini normale yakın seviyede tutmak, hiperglisemi (kan şeker düzeyinin yükselmesi) ve hipoglisemiyi (kan şeker düzeyinin düşmesi) önlemek, ideal vücut ağırlığını sağlamak, hastalıkla ilgili olarak uzun dönemde gelişebilecek büyük ve küçük damar komplikasyonlarını (sorunlarını) önlemek, yani yaşam kalitesini yükseltmektir.

Çay şekeri, şeker, reçel, marmelat, pekmez, bal, çikolata, dondurma, helva çeşitleri, hazır meyva suları, şekerli kurabiyeler, pasta ve tatlılar, kurutulmuş meyvalar ve meşrubatlar gibi yiyecek ve içeceklerin içindeki şekerler vücudumuzda hızlı bir şekilde glikoza çevrilerek kana geçerler ve kan şekerinizde ani yükselmeler meydana getirirler. Yüksek kan şekeri arzuladığımız bir durum olmadığından bu tür yiyeceklerin diyetimizde yer almaması gereklidir.

Ekmek, pirinç, makarna, patates, un, mısır, mercimek, kuru fasulye, nohut gibi yiyeceklerin içindeki nişasta vücudumuzda glikoza çevrilir, ancak bu tip yiyeceklerin içindeki nişastanın glikoza çevrilmesi yavaş olduğundan, kan şekeri daha geç ve daha yavaş yükselir. Posa içeriği yüksek olan nişastalı yiyecekler (kepekli ekmek, bulgur, kuru baklagiller gibi), düşük posalı nişastalı yiyeceklere göre (beyaz ekmek, patates, pirinç) kan şekerinizin daha geç ve daha yavaş yükselmesini sağlarlar.

Kırmız et, balık, tavuk, süt, süt ürünleri ve yumurta gibi yiyeceklerde bulunan proteinler vücut dokularının gelişmesini ve gerektiğinde onarılmasını sağlar. Proteinler ayrıca enerji elde etmek amacıyla da kullanılabilir. İyi kontrollü şeker hastalığında günlük protein ihtiyacı yetişkinler için; ideal vücut ağırlığının 0.8, çocuklar için 1.5-3 ile çarpımı ile bulunur. Ancak kan şekerinin uzun süre kontrollü olmaması böbrekleri etkileyebilir. Böyle bir durumda protein kısıtlanır.

Zeytinyağı, ayçiçeğiyağı, mısırözüyağı, soyayağı gibi sıvıyağlar margarin, kahvaltılık yağ, krema, mayonez, ayrıca salam, sucuk, pastırma gibi et ürünleri, fındık, fıstık, ayçekirdeği gibi kuruyemişler yağ bakımından zengin yiyeceklerdir. Yağlar vücudunuzda depolanır ve daha sonra enerji elde etmek amacıyla kullanılır. Yağlar, diyetin küçük bir bölümünü oluşturmalıdır.

Daha fazla posa yiyin. Bitkisel kaynaklı gıdaların insandaki sindirim enzimleri tarafından parçalanmayan kısımlarına posa denir. Posa iki gruba ayrılır.
1- Buğday kepeği, hemiselüloz gibi suda erimeyen ve sindirilemeyen posalar yiyeceklerin bağırsak kanalına geçişini ve bağırsak hareketlerini hızlandırır.
2- Suda eriyebilen posa; elma, greyfurt, limon, portakal, yulaf kepeği, kuru baklagiller ve birçok sebze suda eriyebilen posa içerir. Posanın bu türü mide boşalmasını geciktirir, karbonhidratların sindirimini yavaşlatarak glisemi yükselmelerini önler, bağırsak çalışmasını düzenler kabızlığı önler. Suda eriyebilen posa yüksek kan kolesterol ve trigliserid düzeylerinin düşmesinde de yardımcıdır.

Diyetin posa içeriğini arttırmak için ne yapmalı? Beyaz ekmek yerine kepekli ekmek, pirinç yerine bulgur, meyva suyu yerine meyva tüketiniz. Kabuğu ile yenilebilen meyvaların kabuğunu soymayınız. Öğünlerde sebze ve salata yemeyi ihmal etmeyiniz. Kuru baklagilleri sıkça tüketiniz.

Daha az tuz tüketin. İnsanlar çok zaman, vücutlarının ihtiyaç duyduğu miktardan biraz daha fazla tuz yer. Bu fazla tuz, bazı insanlarda tansiyonun aşırı yükselmesine neden olabilir. Diyabetlilerde tansiyonun yüksek olma olasılığı, diyabetli olmayanlardan çok daha fazladır. Yüksek tansiyon ve diyabet, tehlikeli bir ikilidir. Aldığınız tuz miktarını azaltmak için yemekleri pişirirken daha az tuz kullanın ve sofradaki tuzluğu ortadan kaldırın. Konservelenmiş, kutulanmış ya da saklanmak üzere tuzlanmış besinlerden çok az tüketin. Hazır çorbalar, dondurularak hazırlanmış gıdalar ve benzeri besinler tuz bakımından genellikle zengindir.

Daha az yağ, özellikle daha az hayvansal yağ alın. Bunun hedefi, kalp sağlığıyla ilgili riskleri azaltmaktır. Kandaki kolesterol düzeyinin yüksek olması, kalp krizini davet eden etkenlerden biridir. Kolesterol vücutta da üretilen bir tür yağdır ve kandaki kolesterol düzeyinin çok yüksek olması, kan damarlarını tıkayabilir. Besinlerimizdeki yağı ve özellikle de hayvansal yağı azaltmak, kan kolesterol düzeyinin düşürülmesine yardım eder.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ