Lohusalıkla ilgili ’40 gün’ hurafeleri

0

 

İl genelinde lohusalara yönelik düzenlenen ankete katılanların yüzde 90’ının bazı yanlış uygulamalara inandıklarını belirtmeleri üzerine, kadın din görevlileri hastanelerde doğum yapanları bilgilendirmeye başladı.

Hastanelerde ziyaret edilen lohusalar, ”al basması”, ”lohusa ve bebeğinin 40 gün dışarı çıkmaması”, ”bebeğin kırkı çıkmadan tırnağının kesilmemesi”, ”kesilirse ya arsız ya da hırsız olacağı”, ”bebeğin emzirilmesi için üç ezan vakti geçmesinin beklenmesi”, ”bebek göbek bağının okul veya cami bahçesine gömülmesi” gibi inanışların dinde yeri olmadığı konusunda bilgilendiriliyor.

Niğde Müftüsü Hasan Çınar, AA muhabirine, ”Kadın hocalarımız yaklaşık 2 yıldır, doğum hastanesinde lohusa anneleri ziyaret ederek, hurafelerin neler olduğunu anlatıyor, annelere broşür veriyor. Belde ve köylerdeki lohusalara da aynı hizmeti götürüyoruz. Doğum yapan bazı anneler, göbek bağı cami avlusuna gömülürse bebeğinin dindar, okulun bahçesine gömülürse alim olacağına inanıyor. Böyle bir inancın dinimizde yeri yoktur” dedi.

Lohusalar için ”Dini Açıdan Lohusalık” başlığıyla broşür hazırladıklarını belirten Çınar, şöyle devam etti: ”İlmihal kitaplarımızdan halkımızın anlayabileceği şekilde lohusanın ne demek olduğunu, lohusalıktaki hurafelerden nasıl arınabileceklerini anlatmaya çalıştık. İl Sağlık Müdürlüğü ile birlikte hareket ederek doğum hastanemizde doğum yapan kadınlara, Kur’an kurslarında görevli kadın hocalarımız aracılığı ile ulaşmaya başladık. Yaklaşık 2 yıldır 2 hanım hocamız doğum hastanesinde lohusa anneleri ziyaret ederek, ’geçmiş olsun’ diyor, sevincini paylaşıyor, doğru olduğuna inanılan hurafelerin neler olduğunu anlatıyor, annelere broşür veriyor. Belde ve köylerdeki lohusalara da ulaşarak aynı hizmeti götürüyoruz.”

”40 gün sonra 3 kapı gezerek 40 uçurması yapılması”

Niğde Dr. Doğan Baran Doğum ve Çocuk Sağlığı Hastanesi’nde Elif Su adlı torunu ile ilgilenen Sabır Kılınç (58), torunu kırk günü doldurduğunda ”kırk uçurmasını” yani evden dışarı çıkartacaklarını, bunun gelenek ve görenekleri olduğunu ifade etti.

Bebek doğduktan 20 gün sonra ”yarı kırk” yaptıklarını anlatan Kılınç, ”Kırkıncı gününde de 40 kaşık buğday, 40 kaşık su ile 40 tane taşı sayıp, banyo suyuna koyarız. Bu suyu anneyle çocuğun üstüne dökeriz. Banyo yaptırdıktan sonra buğday ve taşı sudan çıkarıp ayak basmayacak yere atarız. Biz annemizden böyle gördük. 40 günden sonra bebeği annesiyle birlikte 3 gün, 3 kapı gezdiriyoruz. Annesine, akrabalarına götürüyoruz, kırkı çıkmadan hiç dışarıya çıkarmıyoruz” dedi.

Görevlilerin bilgilendirdiği Selma Yüksel de, ilk bebeğini dünyaya getirdiği için çok mutlu olduğunu belirterek, ”Bazı hurafelerin yanlış olduğunu öğrenme fırsatı buldum. Annemden öğrendiğim yanlış bilgileri uygulamayı düşünmüyorum. Hoca hanımlara çok teşekkür ediyorum” diye konuştu.

Kur’an kursu öğreticisi Feride Dönmez ise 2 yıldır hastane ziyaretlerini sürdürdüklerini, annelerden olumlu tepki aldıklarını ifade ederek, şunları söyledi: ”Bebeklerin yüzüne kırmızı örtü örten annelere bunun gerekçesini sorduğumuzda, ’al basmasın diye’ yaptıklarını söylediler. Biz doğru olanı anlattığımızda bir daha yapmayacaklarını ifade ettiler. Biz bu ziyaretlerimizde halkımızın hurafelere inandıklarını gördük. Elimizden geldiğince doğruları anlatmaya çalışıyoruz. İnşallah faydamız olur.”

 

Cevap Bırakın

veya

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.