23.09.2017 - Webanne

Okula Yeni Başlayan Çocuğun Psikolojisi

Okula Yeni Başlayan Çocuğun Psikolojisi

 

Okul, çocuğun yaşamındaki ilk toplumsal kurumdur ve çocuğa hayatı boyunca gerekli olacak değerleri ve bilgileri öğretirken, topluma uyum sağlaması için gerekli sosyalleşme becerilerini de kazandırmaktadır.Her başlangıç bir şeyleri sonlandırır. Okul dönemi çocuk için yepyeni bir yaşama başlamak demektir ve okula başlayan çocuklar da aslında bebeklik döneminden
çocukluk dönemine geçiş yapmaktadır.Okula başlayan çocuklar için bebeklikten ve bebekliğin temsil ettiği şeylerden vazgeçmek
oldukça zordur. Bu dönemde çocuklar anne ve babanın desteğine fazlasıyla ihtiyaç duyarlar. Dolayısıyla
anne ve babanın vereceği destek asla güvensiz, kaygılı ve bırakmaktan korkmak şeklinde olmamalı aksine cesaret ve
güven veren, bırakan bir destek olmalıdır.

Okula başlarken çocuğun anne ve babasından ayrılabilmesi önemli meselelerden biridir. Bu durumda asıl sorun anne babanın ayrılığa hazır olup olmadığıdır. Anne baba ayrılığa, çocuğu bırakmaya hazır değilse çocuk da
ayrılamaz ve okula uyum sağlamakta çok zorlanır. Oysa biliyoruz ki aileler huzurlu olur, okula ve eğitimcilere güven duyar ve okulla işbirliği içinde olurlarsa çocuklar da bu uyum sürecini daha kolay bir şekilde atlatırlar.

İlkokula başlayacak çocukları ailenin psikolojik olarak okula hazırlaması ve güven vermesi gerekmektedir. Çocuğun okula psikolojik olarak hazır olduğu düşünülse de okulun ilk günlerinde çocuk tepki verebilir.Bu normal karşılanmalıdır. Okula ilk başlayacağı gün anne-babanın çocuk ile birlikte okula gitmesi, çocuğa sınıfına kadar eşlik etmesi onun okuluna ve sınıfına adaptasyonu için önemlidir. Okula yeni başlayan bazı çocuklar gibi çocuğunuzda ağlayabilir, bu durumda kaygıya kapılmamalı ve bu sürecin çocuğun öğretim hayatını etkileyeceğini düşünülmemelisiniz.

Okula başlarken bazı çocukların karşılaşılabileceği olası sorunlar:

-Anne ve babaya aşırı düşkünlük.
-Sürekli gerginlik, huysuzluk ve ağlama krizleri.
-Sınıfta yalnız olma, arkadaşlık kuramama.
-Kendini değersiz hissetme. Özgüven eksikliği.
-Ev, sınıf ya da okul kurallarına uymak istememek.
-Çevresindekilere karşı saldırgan davranışlarda bulunma.
-İstediğinin olması konusunda ısrarcı tutum.
-Verilen bir görevi düzenlemede,bitirmekte zorlanma.
-Uyku sorunları.
-Okula gitmek ya da okulda durmak konusunda zorlanma.

Aileleri ve okulu en çok zorlayan sorunlardan biri de okula gitmek istemeyen ya da okula geldikten sonra anne babasından ayrılmak istemeyen çocuklardır. Okul fobisi, çocukların okuldan korktuğu bir tür psikolojik sorundur. Okul fobisi olan çocuklar; okula gitmeyi reddeder ya da ana-babadan ayrıldıkları için yoğun endişe duyarlar. Bazı durumlarda çocuk birdenbire, okula gitmek istemeyebilir; bu konuda zorlandıklarında kaygısı artar; panik yaşar, midesi bulanır, kusar, ağlar, gitmemekte aşırı derecede direnir. Kimi zaman zorlamalar karşısında evden çıkar ama servise binmekten vazgeçer ya da ailesi tarafından okula götürülüyorsa onlardan ısrarla ayrılmak istemez. Hiç bir şekilde ikna edilemeyecek gibi görünür, aileler çaresizlik içinde kalır.

Bazı durumlarda da durum önceden fazla belirti vermez. Ön belirtiler günlerce sürebilir. Çocuk neşesizdir, uykuya dalmakta zorlanır. İştahı kesilir, ödevlere karşı ilgisiz davranır. Her sabah başı, karnı ağrır, midesi bulanır.”Bu gün okula gitmeyeceğim” der. Neden olarak, öğretmenden korktuğunu ya da bir arkadaşının kendisini rahatsız ettiğini, arkadaşlarının onu oyunlarına almak istemedikleri gibi gerekçeler gösterir. Bazıları da tanımlayamadıkları bir korkudan söz ederler. Çoğu zaman evde rahattırlar. Bazı vakalarda evde de huzursuz olabilirler. Genellikle annesini bir yere bırakmaz, peşinde dolaşırlar.

Okulla ilgili duyguları nedeniyle çocuğu suçlamaktan kaçınılmalıdır. Ona bu durumun bir çok çocukta görüldüğü ve aşılabileceği anlatılmalıdır. Bu durumda okulun rehberlik servisi ile görüşüp bu durumun nasıl atlatılabileceğı konusunda yardım alınmalıdır. Ancak dirençli vakalarda bir pedagogtan yardım almak faydalı olacaktır.

Okula başlamakla ilgili ayrılık kaygısı sadece çocuğun yaşadığı bir durum değildir. Genellikle annelerde çocuğundan ayrılmakta zorluk çeker. Annenin yüzündeki korku ve kaygı kolaylıkla gözlenebilir, kendisi yanında olmazsa çocuğunun güvende olmayacağı gibi bir kaygıya kapılır. Bazı durumlarda bu kaygı baba ve diğer yakınlar da da görülebilir.

Çocuğunuzun sosyalleşmesi ve özgüveninin gelişmesi için bu tür ayrılıklar yaşanması gereklidir. Annesinden ayrılıp okulda yaşıtlarıyla birlikte zaman geçirmek, bir başka yetişkinin söylediklerini yapmak, grup halinde yemek yemek,belirli kurallara uymak, teneffüslerde arkadaşlarıyla oynamak çocuğun bir çok sosyal beceri kazanması için çok önemlidir. Bu dönem sağlıklı bir şekilde geçirilirse, sağlıklı bir şekilde büyümek daha kolay olacaktır.

Ailenin yapması gereken, okulun ilk günlerinden itibaren vedalaşma süresini kısa tutmak ve bu konuda kararlı ve tutarlı davranmaktır.

Disiplin ve davranış sorunlarıyla karşılaşmamak için, okul ve aile işbirliği içinde hareket etmelidir. Çocuğun okul kurallarına uyması, ebeveynlerin çocuklarına sınır koyma becerileriyle ilişkilidir. Çocuklar zaman zaman ebeveynlerini denerler, bazı taşkın davranışlarda bulunurlar. Bunu yapmaktaki amaçları nereye kadar gidebileceklerini görmektir. Toplumsal yaşamda özgürlüklerimiz, kurallarla belirlenir. Oyunların bile kuralları vardır.Bütün çocuklar sevgi kadar disipline de ihtiyaç duyarlar.Araştırmalar sınırların, kuralların belli olduğu; ebeveynlerin tutarlı ve kararlı davrandığı ailelerde çocukların kendilerini daha güvende ve huzurlu hissettikleri göstermektedir.

Çocuklarımız hepimiz için çok değerliler, onların sağlıklı, mutlu ve özgüvenli bireyler olarak yetişmeleri için çabalamalıyız. Yetişkinler olarak tutarlı ve kararlı bir şekilde davranarak onlar için en doğrusunu ve en iyisini yapabiliriz.

 

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ