Memelerin en
önemli hastalığı meme kanseridir. Meme kanseri günümüzde
kadınlarda en sık rastlanan kanser türüdür. Yaşamları boyunca
her 10 kadından biri meme kanserine yakalanma riski taşır.
Meme Kanseri Risk Faktörleri
Cinsiyet
Meme kanseri %99 oranında kadınlarda ve %1 oranında ise
erkeklerde görülür.
Yaş
Yaşla birlikte meme kanserine yakalanma riski artar. Ülkemizde
meme kanserinin görülme yaşı ortalama 49’dur.
Aile hikayesi
Birinci derece akrabalarda (anne, kız kardeş) meme kanseri
bulunması halinde risk 3 kat artar. Hala, teyze, anneanne ve
babaanne gibi ikinci dereceden yakınlarda bulunması halinde
risk biraz daha azdır.
Selim meme hastalığı hikayesi
Adet kanaması başlangıç yaşının küçük ve menopoz yaşının büyük
olması
İlk adet kanamasının 12 yaşından önce başlaması ve menopoza 55
yaşından sonra girilmesi meme kanserine yakalanma riskini
artırır.
İlk doğum yaşının büyük oluşu
Bir kadının ilk doğumunu 30 yaşın üzerinde yapmış olması bir
risk faktörü olarak kabul edilir.
Doğum yapmamış olmak
Radyasyon
Özellikle genç yaşlarda radyasyona maruz kalanlarda bu risk
daha fazladır; 40 yaşından sonra azalır.
Stres
Devamlı stres altında yaşayan kadınlarda meme kanserine daha
sık rastlanmaktadır.
Sosyo ekonomik düzeyin yüksek olması
Alkol ve sigara kullanımı
Uzun süreli östrojen hormonu tedavisi almak
Genetik faktörler
Bir kadının meme kanserine yakalanma riski ortalama yüzde 10
iken BRCA1 ve BRCA2 genlerinde mutasyon olan kadınlarda bu
oran %80’e çıkmaktadır. BRCA1 geni özellikle genç yaşlarda
meme ve yumurtalık kanserine eğilimi artıran spesifik bir
gendir. Her 300 kadından biri bu geni taşır. BRCA2 geninin
mutasyonu kalıtımsal meme kanserlerinin %70’inden sorumlu
olup, erkeklerde meme kanseri oluşmasında da etkilidir.
Çok şişman olan kadınlar, zayıf kadınlara göre daha sık meme
kanserine yakalanırlar.
Hipertansiyon meme kanserine yakalanmayı kolaylaştırıcı
faktörler arasında yer alır.
Diyet ile fazla miktarda yağ alımı bir risk faktörü olarak
kabul edilir.
Daha önce rahim ve yumurtalık kanserinden tedavi görmüş
olanlar memelerini daha sık kontrol ettirmelidirler.
Ne zaman hekime başvurmalıyız?
-Memede ele gelen ağrılı veya ağrısız kitleler
-Koltuk altında ele gelen kitle veya kitleler
-Meme başında çatlama, kabuklanma, kanama, yara, içe çekilme,
şekil bozukluğu
-Meme başından kanlı veya renkli akıntı gelmesi
-Meme cildinde kızarıklık, ateş, damarlarda belirginleşme
-Meme cildinin renk, şekil bozuklukları, portakal kabuğu
görünümü
-Memede çukurlaşma, şişlik
-Meme üzerinde yaraların ortaya çıkması
-Bu belirtilerin klinik açıdan değerlendirilmesi ve
araştırılması hekim tarafından yapılmalıdır.
Meme hastalıklarında erken tanı çok önemlidir:
20 yaşından sonra düzenli olarak ayda 2 defa kişinin kendisi
tarafından meme muayenesini yapması kendi memelerinin yapısı
hakkında bilgi sahibi olması ve zaman içinde oluşacak
değişikliklerin farkına vararak hekime başvurması erken tanıyı
kolaylaştırması açısından büyük önem taşır.
Ailesinde meme kanseri öyküsü olan veya diğer risk
faktörlerine sahip kadınlar için düzenli olarak hekim
muayenesi yapılmalıdır.
40 yaşından sonra her yıl düzenli olarak tarama mamografisi
yaptırılmalıdır.
Meme Görüntüleme Yöntemleri
Mamografi
Ultrasonografi (US)
Manyetik Rezonans (MR)
Pozitron Emisyon Tomografisi (PET)
Mamografi, memelerin röntgen ışınları ile incelenmesidir.
Günümüzde meme dokusunu görüntülemede en sık kullanılan
radyolojik yöntemdir. Mamografi tarama mamografisi ve
gerekirse tanı mamografisi şeklinde yapılır. Mamografi
çekilirken memenin maruz kaldığı radyasyon çok düşük
düzeydedir. Mamografi ile elle muayenede hissedilemeyecek
kadar küçük kanser odakları görüntülenerek, kanser erken
evrede saptanabilir. Tarama mamografisi; özel bir risk faktörü
bulunmadığı takdirde 40 yaş üstü kadınlarda yılda bir kez
yapılmalıdır. 40-49 yaş arasında düzenli mamografi
takipleriyle meme kanserinden ölüm oranında %24, 50-74 yaşlar
arasında ise %34 oranında bir azalma saptanmıştır. Mamografiye
ek olarak sıklıkla uygulanan tanı yöntemi ultrasonografidir.
Meme kanseri risk faktörlerini taşımayan 40 yaş altı
kadınlarda öncelikle yapılan görüntüleme yöntemidir.
Meme hastalıkları tanısında muayene, radyoloji ve laboratuarın
her üçü birden rol oynar. Meme hastalıkları mutlaka bir cerrah
tarafından değerlendirilmelidir. Mamografi veya cerrahi
girişim kararı hastayı muayene eden hekim tarafından
verilmelidir.
Meme kanserinin tanı, tedavi ve takibi mültidisipliner bir
yaklaşım gerektirir. Cerrah, radyolog, patolog, medikal
onkolog (kemoterapist), radyasyon onkoloğu (radyoterapist) ve
radyoizotop uzmanı bu yaklaşımda yer alırlar. Genellikle
tanıdan sonraki ilk yaklaşım cerrahidir. Erken tanı ile
başlangıç safhasında yakalanmış kanserlerde yapılacak cerrahi
tedavi de o kadar küçük olur, memenin şeklinde önemli bir
şekil bozukluğu meydana gelmez. Kanserli doku büyüdükçe
çıkartılması gereken doku miktarı artar. Cerrahiden sonra
kanserin tipine ve yayılma derecesine göre önce kemoterapi
veya radyoterapi ve gerekirse her ikisi uygulanır.
Meme Kanserinden Korunma
Meme kanserinden korunmak ancak risk faktörlerinin kontrol
edilmesiyle mümkün olabilir. En önemli risk faktörleri olan
cinsiyet ve yaşı değiştirmenin imkanı yoktur. Diğer önemli
risk faktörlerinin başında ailesel yatkınlık, adet görme
özellikleri, doğum ve sosyo ekonomik durum gelmektedir.
Diyetteki yağ miktarının azaltılmasının meme kanseri riskini
azaltabileceği tartışmalıdır. Yağın günlük kalori ihtiyacının
%30 altına indirilmesi, bol meyve, sebze ve hububat yenmesi
önerilmektedir. Balık yağı tüketimi faydalıdır. Alkol
alınımının azaltılması yararlıdır. Fiziksel aktivite çok
önemlidir. Genç yaşta egzersiz yapan ve normal kilosunu
koruyan kadınlar ömür boyu meme kanserinden korunabilirler.
Genetik nedenlerden dolayı meme kanseri riski yüksek olan
kadınlar genç yaşta egzersiz yaptıkları ve normal kilolarını
korudukları takdirde hastalığın ortaya çıkması gecikmektedir.
Meme hastalıklarında erken tanı çok önemlidir. Özellikle meme
kanseri için hayat kurtarıcıdır.
kaynak:www.biruni.com.tr