Kalp hastalıkları ve barsak
kanserlerinin beslenme ile olan ilgileri, bir çok araştırmaya
konu olmaktadır. Atheroskleroz (damar kireçlenmesi) içim en
önemli yapıcı faktörler doymuş yağların alınma sı (çoğunlukla
hayvansal yağlar, katı yağlar), kolesterol alınması ve
şişmanlıktır. Atheroskleroz, kalp damarlarını tıkayarak kalp
krizine neden olan bir durumdur. Yapılacak iyi bir rejimle kan
kolesterol seviyeleri %15 kadar düşürülebilir. Özellikle liften
zengin karbon hidratlı besinlerin günlük kalori alımında
kullanılmasının kolesterolü daha da düşürücü etkileri
gözlenmiştir.
Lifler sindirim sistemimiz tarafından sindirilemeyen ve genelde
bitkisel hücrelerin duvarlarını oluşturan selüloz, hemiselüloz,
pectin, lignin gibi maddelerden oluşur. Lifli (posalı)
besinlerin ortak özellikleri, su emmeleri ve şişmeleridir.
Yüksek miktarda su tutabilen pectin, psyllium, gums gibi lifler
çözünebilir lifler olarak adlandırılırlar.
Lifli besinler bağırsaklarda sindirilemedikleri gibi ayrıca suda
tutarak hacim oluştururlar. bağırsakların içi dolu iken
içindekileri uzaklaştırmak için çalışma hızı ve itme gücü artar.
Lifsiz besinler bazen bağırsaklarda 24 saatten fazla atılmadan
dururlarsa da lifli besinler 24 saat içinde vücut dışına
atılırlar. Bu çalışma ve bağırsaklardaki doluluk barsak
kanserlerinin oluşumunu engellediği bilinmektedir.
En çok lif içeren besinlerin başında tahıllar gelir. Yulaf en
çok çözünebilen lif içeren tahıldır. Arpada çok lif içerirse de
bu lifler çözünmeyen cinstedirler.
Liflerin kan kolesterolü üzerine etkisinin, liflerdeki bazı
polisakkaritlerin (karbonhidrat) bağırsaklardan kolesterolün
emilimini engellemesi ile olduğunu ayrıca beta-glukan isimli bir
maddenin de hayvanlarda kolesterol seviyesini düşürdüğü
gösterilmiştir. Yulaf ve arpadaki amino asit oranlarının da
kolesterolü düşürücü etkisi olduğu düşünülmektedir. (Arginine/lysine
oranı).
Yapılan metabolik çalışmalar besinlerine yulaf, arpa gibi
tahılları ekleyenlerde ve yağ alımını durduranlarda kan
kolesterol seviyesinin %15 lere kadar düştüğünü göstermiştir. Bu
beslenme rejimine pectin ve bazı bitkisel reçinleri katanlarda
%10 daha da düşebilmektedir. Ancak bu durumda sindirim sistemine
ait bazı şikayetler görülebilmektedir. Beslenmede liflerin
çoğalması kalp hastalıkları ve kalp krizi riskinde ciddi
azalmalara neden olmaktadır.
Kolesterol üzerindeki liflerin etkisinin ne miktarlarda
görüleceği konusunda çalışmalar sürmektedir. Günde 56gr. yulaf
alınmasının bu etkiyi sağladığı gösterilmiştir. Amerikan Kalp
Derneği Psyllium (Pakistan -Hindistan ''da yetişen taneli bir
bitki) dan günde 2 kez alınmasının kolesterolü en çok düşüren
yaklaşım olduğunu kabul etmişler ve kendi hastalarına 1.aşama
diyeti olarak önermektedirler. Devam eden araştırmalarda pectin,
soya lifi, bezelye lifi, mısır kepeğinin de kan LDL kolesterol
seviyelerinde %7 - 8 oranında düşmeye neden oldukları
gösterildi.
Aşırı miktarda lif alınması bağırsaklardan mineral emilimini
bozabilmekte ve yumuşak dışkılamaya neden olabilmektedir. Bol
meyve, sebze ve tahılı besinleri ile alan kişilerde Kalp
hastalıklarının daha az görüldüğü bilinmektedir. Erişkinler için
önerilen günlük lif miktarı 25 - 30 gr. dır.
Çocuklar için Lifli beslenme
Çocukların gelecekte kalp hastalıklarından, şişmanlıktan,
tansiyon problemlerinden, barsak kanserlerinden, safra
sorunlarından korunmasında lifli besinler ile beslenmesi
gerekmektedir. 2 yaşına gelen tüm çocuklarda (normal sağlık ve
metabolizma koşullarına sahip çocuklar) yağların genel enerji
ihtiyacını karşılamada %30 seviyesine indirilmesi (günlük kalori
ihtiyacının %30 u yağlardan olması) ve doymuş yağlarında
(hayvansal yağlar, katı yağlar) %10 dan fazla olmaması Amerikan
Kalp Derneğince önerilmektedir.
Aynı dernek çocukların ünlük olarak alması gereken lif miktarını
da yaş + 5 olarak önermektedirler. Yani 5 yaşındaki bir çocuk
için 5 + 5 = 10 gr. lif gereklidir. Çocuklar büyüdükçe enerji
gereksinimleri 1500 Kcal e yaklaştığında günlük 25 gr lif alımı
uygun olmaktadır.
Yasal Uyarı: Webanne' nin içeriği ziyaretçilerini
bilgilendirmeye yönelik hazırlanmış olup sağlıkla ilgili konularda tıbbi
teşhis, tedavi veya reçete bilgisi özelliği taşımaz. Her tıbbi sorun
hekim tarafından ayrıntılı olarak dinlendikten, hasta muayene
edildikten, gerekli laboratuar ve röntgen tetkikleri yapıldıktan sonra
sonuçlandırılabilir. Sitede yer alan bilgiler, hiçbir zaman bir hekim
tedavisinin ya da konsültasyonunun yerini alamaz. webanne.com sağlıkla
ilgili tüm konularda en doğru bilginin hastayı muayene eden doktorundan
öğrenilebileceğini savunur. Belirli bir tıbbi tavsiye, tanı ya da tedavi
için mutlaka doktorunuza danışın. Sitemizdeki bilgiler bu amaçla
kullanılmamalıdır.