Jinekolojik
ağrılar kadınlar için en önemli sağlık sorunlarından birisi.
Kasıkta ya da belde hissedilen ağrılar, kadınların günlük
yaşantılarını etkileyecek ve hatta işine gidemeyecek kadar
ağır olabiliyor.
Kadınların hemen hemen en fazla şikayet ettikleri konulardan
birisi jinekolojik ağrılar. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi Kadın
Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr.
Engin Oral, kadın doğum polikliniklerine en çok ağrı kanama ve
akıntı şikayetiyle başvurulduğunu, bunların yaklaşık yarısının
da akut veya kronik ağrı olduğunu söylüyor.
NEDENLER
Nedenleri konusunda bilgi veren Doç. Dr. Engin Oral, şu
bilgileri verdi: “Akut ağrılar diye ayırırsak, bunlar akut
acil ağrılardır. Kadını hemen doktora iten ağrılardır. Ayrıca
diğer kadın doğum biçiminde olan karın içi patolojileri en
büyük etkendir. Asıl bizi çok uğraştıran ve toplumu çok üzen
konu ise kronik pervik ağrılardır. Bir kadın eğer 3 ila 6 ay
boyunca pervis bölgesinde devamlı ağrıdan yakınıyorsa, biz
buna kronik pervik ağrı diyoruz. ”
ADET AĞRILARI
En sık görülen ağrılardan birisi kadınların her ay yaşadığı
adet ağrıları. Bundan şikayet etmeyen kadın hemen hemen yok
gibi. Adet ağrılarını ele alan Doç. Dr. Engin Oral, adet
ağrılarında etkili olan faktörleri ve daha fazla risk grubunda
olan kadınları açıkladı: “Baktığımız zaman iki tane nedeni
var, primer veya sekonder olarak ayırıyoruz. Primer biraz daha
mahsum, herhangi bir neden yok altında. Sekonderde ise
birtakım hastalıklar var. Kadınların çoğu belli bir zaman
periyodunda bunları geçiriyor. Genellikle bunlar 20’li ve
30’lu yaşlarda daha fazla oluyor. Birtakım ağrılar vardır ama
onlar da adet dışı ağrılar diyoruz. Bunlar çoğunlukla kadın
doğum, zaman zaman da cerrahi, ürolojik ve diğer nedenlere
bağlı olabiliyor. Yani bir kadının pervik ağrısı varsa illa
kadın doğumla ilgili olması şart değil. Bunun içinde mesela en
meşhuru iritabıl kolon sendromu veya üriner sistemler.”
Genç kızlardaki sancılı adet ile ilgili olarak ise Doç. Dr.
Engin Oral, şunları söyledi: “Büyük ihtimalle herhangi bir
organik neden yoktur. Çoğunlukla bunlar adet görmeyle birlikte
başlıyor. Genellikle orta hatta ağrılardır. Adetin ilk bir iki
günü boyunca sürer. Ve her ayda tekrarlar. Genellikle şiddeti
aynıdır. Kolik tarzında ağrılardır bunlar. Aslında bu ağrılar
çok kötü ağrılar değil ama yaşamı etkileyen ağrılardır. Okula
gitmesini engeller, işini engeller, aile hayatını engeller.
Bir nevi kızı izole eder. Onun için bunun tedavi edilmesi
gerekir. ”
AĞRILARA EŞLİK EDEN BAŞKA SAĞLIK SORUNLARI
Adet ağrısına eşlik eden başka sağlık sorunlarını da
gözlediklerini belirten Doç. Dr. Engin Oral, bunlarla ilgili
olarak şunları söyledi: “Doğum kontrol yöntemleri olabiliyor
mesela rahim içi araçlar bunu yapabiliyor. Birtakım kötü
hastalıklar dediğimiz kanserler bunu yapabiliyor. Bir takım
hastalıklar var, miyom gibi...
ADET ÖNCESİ SENDROMU
Adet ağrılarının adet öncesi sendromla da karıştırılabildiğini
belirten Doç. Dr. Engin Oral, adet öncesinde de kadınların
yaşadığı birçok problem olduğunu belirtiyor: “Buna piemes
diyoruz, adet öncesi gerilim sendromu Türkçesi. Diğeri de adet
sırasındaki ağrı. Aslında adet öncesi gerilim sendromundaki
şikayetlerden biri de ağrı, onun için birbirine çok karışıyor.
Ama şu var; ağrı öncesi gerilim sendromu, adetten önceki son
5-6 günde en çok görülen ve adetle birlikte çoğunlukla biten
bir olay. Ve beraberinde yaklaşık şimdiye kadar yüzden fazla
semptom tanımlanmış. Birçok fiziksel, emosyonel psikolojik
semptomları var. Adet ağrısı ise tamamen sadece adete özgü.”
TEDAVİ
Bir çok kadın bunun çözümsüz bir problem olduğunu düşünerek
kendi aldığı ağrı kesicilerle sorununu çözmeye çalışıyor,
kadınlar bunu bir kader olarak kabullenmişler ve hekime
başvurma oranı da istenildiği yüksek değil. Birçok kadının hem
iş yaşamını, hem özel yaşımını etkileyen adet ağrılarının
tedavisindeki yaklaşımı Doç. Dr. Engin Oral, şöyle açıkladı:
“Tedavi kesinlikle mümkün. Çoğunlukla eczaneden veya başka
türlü, kadınlar bu konuda kaynak sağlıyor. Muhakkak bir
doktora görünmesi lazım. Niçin derseniz, demin de söylediğim
gibi, eğer sekonder nedenler varsa altta yatan bir neden
vardır, bu da ağrı kesicilerle geçmez. Ama primerse, altta
yatan bir neden yoksa ağrı kesiciler hakikaten bu konuda çok
önemli bizim için, çok yardımcı. Çok kullandığımız bir yöntem,
özellikle kişilerin bir de kontrol hapları gereksinimi varsa,
bu ikisini beraber kullandığımız zaman yaklaşık 10 olgunun
9’unda, hatta 10’unda başarı sağlıyoruz. ”
ADET DÖNEMİNDE GÖRÜLEN BAŞ AĞRILARI
Migren de bu dönemde artan bir problem. Adet döneminde,
menopozda ve doğum kontrol yöntemleri tercih edilirken, doğum
kontrol hapları kullanılırken de kadınlar baş ağrılarından
yakınıyorlar. Doç. Dr. Engin Oral, bu durumu şöyle
değerlendirdi: “Bu iş nörologların işi, biz sadece olayla
yandan ilgileniyoruz. Bir de olayın hormonal yönüne bakıyoruz.
Mensütel migren tanımı tabi çok eskiden beri konan bir tanım
da, son zamanlarda daha çok güncelleşti. Bir kere migren
kadınların hastalığı, kadınlarda erkeklere göre daha fazla.
Menopozdan önce 3 kadına 1 erkek, menopozdan sonra 2 kadına 1
erkek şeklinde görülüyor. Yani üreme çağındaki kadında bir
faktör var ki migreni artırıyor. Burada sorumlu faktörlerden
biri olduğu kabul edilen östrojen. Sorun, kime mensütel migren
diyeceğiz. Şöyle bir şey var, kadınların çoğunluğu, yani
migreni olan kadınların çoğunun yüzde 60’ının migreni artıyor.
Ama asıl baktığımız zaman bunların oranı yüzde 10 ila 15
civarında. Hatta uluslararası baş ağrısı cemiyeti bu konuda
diyor ki, bir kadının migren ataklarının 10 atağın 9’u sadece
iki gün içerisinde oluyorsa, bu 3 ay tekrarlıyorsa mensütel
migren deniyor. Burda östrojenin birden bire düşmesi en büyük
faktör, seretonin, magnezyum, bir çok faktörler var
patolojide, güncelleşiyor, bir sürü yeni fikirler ortaya
atılıyor. Biz de zaman zaman bu konuda nörologlara yardımcı
oluyoruz.”
Adet dönemi migren ağrılarının tedavisi
Adet döneminde ortaya çıkan migren ağrısılarının tedavisi ile
ilgili olarak Doç. Dr. Engin Oral, şunları söyledi: “Birtakım
ilaçlar var, ağrı kesiciler, birtakım ergoagoloidleri,
birtakım serotonabolistleri, bunların çoğunluğunu
kullanıyoruz. Biz zaman zaman hormonları düzenliyerek bunu
yapıyoruz. Östrojen veriyoruz, yani menses öncesi dönemden
başlayarak, son bir hafta menses sırasında gerek oral gerekse
transermal, böylece yardımcı oluyoruz. Tabi sadece bunu vermek
yetmiyor. Asıl mensütel migreni tetikleyen birtakım faktörler
var. Açlık, stres, uyku gibi. Bunları da düzenlemek çok
önemli.”
Kadınların bu dönemdeki, adet döneminde ortaya çıkan migren
için de muhakkak hekimleriyle bunu paylaşmaları gerekiyor.
Menopoz dönemi ve doğum kontrol hapları
Neden bu dönemde migren ağrıları daha çok görüldüğünü Doç. Dr.
Engin Oral, şöyle açıkladı: “Şimdi doğum kontrol haplarıyla
yapılan çalışmalarda gösterilmiş ki migrenin başlama olasılığı
kullanmayanlara göre 10 kat daha fazla. Bu yüzden de bu ciddi
bir tartışma konusu. Acaba doğum kontrol hapları migreni
artırır mı ya da migrenli olgulara doğum kontrol hapı vermek
gerekir mi, vermek hata mıdır diye.. Burda yapılan hata şudur;
yapılan çalışmaların çoğu doğum kontrol haplarındaki östrojen
miktarının yüksek olduğu zamanlarda yapılmıştır. Şimdi
biliyorsunuz bu değer çok düştü, çok düşük dozlu doğum kontrol
hapları var dünyada ve Türkiye’de, östrojen miktarı çok düştü.
Bu konuda geçerli konsept şu; doğum kontrol hapları bir miktar
migreni artırıyor ama kullanılması için bir şey oluşturmuyor.
Diğer bir tartışma konusu, hormon tedavisi için kullandığımız
ilaçlar. Menopozdaki hastaların yaklaşık yüzde 15 ila 20’sinde
migren türü ağrılar görüyoruz. Bunların çoğunluğu, 4’te 3’ü de
daha evvel başlamış menopozu devam eden... Menopoz çok ilginç
hakikaten. Bir grup migren ağrıları azalıyor. Bir grup hiç
değişmiyor, bir grup artıyor. Üç değişik etkisi olabiliyor
Fakat hormon tedavisi kullandığımız ilaçlar bir miktar migren
sıklığını artırabiliyor. Ama bunu biz kolaylıkla
yönetebiliyoruz.
Kullandığımız ilaçların yöntemini değiştiriyoruz, miktarını
değiştiriyoruz, tipini değiştiriyoruz. Böylece bu olayları
hastaya fayda şeklinde sağlayabiliyoruz. Yani şu yanlış; bu
ilaçlar migren sıklığını artırır, gerek doğum kontrol hapları,
gerek hormon tedavisi için yanlış bu kavram.”
Halbuki hormon tedavisinin kadınları başta kalp damar
hastalıkları, alzheimer olmak üzere birçok sağlık sorunundan
koruduğu biliniyor. Buna hekimlerin birlikte karar vermesi
gerekiyor.
ENFEKSİYONLAR
Kadınların sık yakalandığı üreme organlarındaki
enfeksiyonların ağrıdaki rolünden söz eden Doç. Dr. Engin
Oral, belirtiler konusunda da bilgiler verdi: “Son yılların
artan bir hastalığı bu. Buna biz pervik iltihabi hastalık
diyoruz. Gerek Türkiye’de gerek dünyada, son 20 yılda yaklaşık
3 ila 4 kat arttı. Bunun önemi şu; kronik pervik ağrısı olan
kadınların yaklaşık belki 3’te 1’inin nedeni geçirilmiş
enfeksiyonlar. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerde şöyle
bir sorun var; bunların çoğu kadın atlatıyor ama doktora
gitmiyor ya da eksik ilaç kullanıyor. Bir süre sonra bunlar
kronik iltihap haline geliyor ve bu kronik iltihabın da çok
önemli üç tane sebebi var. İzninizle ben onları söylemek
istiyorum. Birincisi kronik pervik ağrı yapıyor, ikincisi dış
gebelik sıklığını artırıyor. Üçüncüsü de, kısırcık sıklığını
artırıyor. Basit bir enfeksiyon kadının hayatını ciddi olarak
etkiliyor.”
Muhakkak bir kadın doğum uzmanına başvurup enfeksiyonun
nedeninin belirlenip tedavinin sürdürülmesi gerekiyor.
YUMURTALIK KİSLERİ
Yumurtalık kisleri de bir başka şikayet konusu. Doç. Dr. Engin
Oral, görülme sıklığı, tedavideki yaklaşım konusunda bilgiler
verdi: “Yumurtalık kisleri deyince iki türlü var, bir selin,
bir habis. Habisleri konuşmuyoruz, daha çok burda serimeri
konuşuyoruz. Yüzde 20 civarında gözüküyor. Bunların içinde en
meşhuru endometriozis denen şey. Endometriozis demek, rahim
içi dokusunun rahim dışına yerleşmesi, pervise yerleşmesi. En
çok yerleştiği yerlerden biri de yumurtalıklar. Yumurtalığa
yerleşirse bir süre sonra endometriozis kisti oluşuyor,
çikolata kisti dediğimiz kist oluşuyor. Kadınlarda da bu ağrı
çok sık görülüyor.”
Endometriozisde tedavi yaklaşımı
Endometriozisde tedavi yaklaşımı konusunda ise Doç. Dr. Engin
Oral, şunları söyledi: “İki yöntem var sizin de bildiğiniz
gibi. Birincisi medikal yöntem, ilaçlar. İkincisi ise cerrahi
yöntem. Çikolota kislerinde, kesinlikle tek yöntem cerrahi
yöntem. İster açık cerrahi, bildiğimiz klasik cerrahi,
isterseniz labroskopi, yani kapalı cerrahi şeklinde ama bir
şekilde kisin çıkarılması lazım. Eğer bu kis 3 santimden daha
küçükse medikal tedavi bazen yararlı olabiliyor. Medikal
tedavi de yararlı. Özellikle endometriozise bağlı ağrı varsa,
medikal tedavi hakikaten çok yüz güldürücü.”
Endometriozismin tekrarla olasılığı
Endometriozismin tekrarla olasılığı konusunda ise Doç. Dr.
Engin Oral, şunları söyledi: “Endometriozisten dolayı -4
ameliyat olan bir sürü kadın tanıyorum. Malesef süre gelen bir
hastalık, yüzde 30 tekrarlayan bir hastalık, tedavinin iyi
veya kötü yapılmasıyla ilgisi yok. Yapıda bu var çünkü. Hatta
yeni konseptte endometriozis bir hastalık olduğu konusunda
birleşiyor. Bu hastalarda önemli olan uzun dönemde bu
hastaları koruyucu tedaviye almak. Çoğunlukla tekrarlıyor
malesef.”
RAHMİN POZİSYONU
Rahmin pozisyonunun ters olması gibi bir olayın kesinlikle
bilimsel bir geçerliliğinin olamadığının altını çizen Doç. Dr.
Engin Oral, şunları söyledi: “Bu konsept eskiden bilinen bir
konseptti. Fakat şu gösterildi ki 10 kadının 7’sinde rahim öne
doğru, 3’ünde rahim arkaya doğrudur, bu normal bir olaydır.
Hatta eskiden yapılan birçok ameliyat vardır, arkaya dönük
rahimi öne çevirmek için. Şimdi bunların hiçbirini yapmıyoruz.
Sorun şu; endometriozis olguların çoğunda rahim arkaya dönük.
Endometriozise bağlı olarak, yapışıklığa bağlı olarak, bu
yüzden rahimin arkaya dönmesi sanki ağrı yapar gibi
konuşuluyor, aslında bu sonuç. Yani bilimsel geçerliliği yok.”
ÖNLEMLER
Yaşamı kolaylaştırmak için alınabilecek önlemler konusunda
bilgi veren Doç. Dr. Engin Oral, piyasada satılan Primoza
isimli bazı bitkisel karışımlardan da söz ederek bunların
etkisini değerlendirdi: “Bu tür bitkisel ilaçların bilimsel
olarak kanıtları malesef yok. İlaç vermeden, etken madde
vermeden yapılan çalışmalarda bu bitkisel kökenli ilaçların
etkinliği kanıtlanmamış. Gerek sizin söylediğiniz gerekse
diğerlerinin. Ağrısını bilmek bir kere çok önemli, yani
ağrısının nedenini bilmek kadın için çok önemli.
Adetten biraz önce veya adet sırasında alacağı aneljezikler
hakikaten kadını rahatlatıyor. Eğer dediğim gibi düşük dozda
doğum kontrol hapları kullanmasına engel yoksa bunları almak
gerçekten yarı yarıya, hatta daha fazla adetteki ağrı
sıklığını azaltıyor. Migrene gelince ise, migren için de
birtakım akapunktur dahil olmak üzere stresi azaltıcı
yöntemler, kadın yaşamının düzenlenmesi, alkol, kafeinden
kaçınması, birtakım çikolota benzeri yiyeceklerden kaçınması,
hakikaten yani migreni tetikleyen faktörlerden kaçınması
azaltıyor. Bir de bununla beraber migreni koruyucu ilaçlar
alırsa yaşamı kolaylaşıyor.”
kaynak:ntv