Son yıllarda normal doğum yapan
kadın neredeyse kalmadı. Sezaryen annelerin çoğu tarafından
pratik ve acısız bir seçenek olarak görülüyor. Oysa sezaryenin
de kendine göre riskleri bulunuyor ve keyfe göre uygulanmaması
gereken bir doğum şekli.
Uzmanlar uyarıyor: “Sezaryen bir ameliyat. Bu ameliyatta; kan
kaybı, enfeksiyon riski, damarlarda kan pıhtısı veya amnios
sıvısının oluşturacağı tıkanıklıklar gibi ölümcül olabilen
komlikasyonlar daha sık görülür.” Yine de genelde
anne adayları doğum sancıları çekmemek ve doğumdan daha hızlı
kurtulmak için sezaryeni tercih ediyorlar. Peki hangi durumlarda
gerçekten uygulanması gerekiyor.
Hangi durumlarda normal doğum tercih edilemez?
Sezaryenin sadece riskli durumlarda tercih edilmesi gerektiğini
belirten uzmanlar, normal doğumun yapılamayacağı durumları şöyle
sıralıyorlar: “İlk bebeğin ters geliyor olması, bebeğin anne
karnında yan duruşu, plasentanın önde oluşu, plasentanın erken
ayrılması, kordonun bebeğin başının önünde olması, bebeğin
suyunun ileri derecede azalması, üçüz gebelik, ikiz gebelikte
ilk bebeğin poposunun önde olması, annenin kemik yapısının dar
olması, annenin bel fıtığı, kalp hastalığı, yüksek tansiyon gibi
ıkınmasının mahsurlu olduğu durumlar, annede genital bölgede
herpes (uçuk) ve HPV gibi virütik enfeksiyon durumunun bulunması
gibi durumlarda sezaryen tercih edilir.”
Sezaryenin tehlikeleri nedir?
Uzmanlar sezaryenle doğan bebeklerde ilk günlerde soluk alıp
vermede sorun yaşanabileceğini belirtiyor. Bebek anne karnında
bir sıvının içinde. Bu sıvı bebeğin hava yollarına giriyor.
Normal doğum sırasında vajinadan geçerken bebek sıvıyı atıyor.
Oysa sezaryende bebeğin bu şansı yok. Bu nedenle doğum sonrası
bebekte sık soluk alıp verme ve bazen geçici de olsa yoğun bakım
takibi bile gerekebiliyor. Anne sezaryen sonrası ağrı nedeniyle
bebeğini yeterince besleyemeyebiliyor. Bebek yeni doğan
döneminde yeterince beslenemeyince bağırsak hareketleri yeterli
olmayabiliyor ve tüm yeni doğan bebeklerde görülen sarılık daha
belirgin boyutlara ulaşabiliyor.
Normal doğumdan korkmayın
Normal doğum için annenin istekli ve kararlı olması gerekiyor.
Birçok anne adayı bu konuda toplumda oluşan ön yargıların
olumsuz etkilerinin tesirinde kalıyor. Hamile kadınlar çevresi
tarafından maalesef korkutuluyor. Doğum hikayeleri bazen
abartılıyor. Anne adayları tanımadıkları kişiler tarafından bile
‘Allah kurtarsın’ diyerek korkuya sürükleniyor. Anneleri ürküten
ağrıya bugün tıp çözüm bulmuş durumda. Epidural analgezi
(ağrısız doğum) ile anneler çok daha rahat normal doğum süreci
yaşıyorlar. Batı ülkelerinde normal doğumun daha yaygın
olmasının nedeni epidural analgezinin daha sık kullanılması.
Epidural anestezi nedir?
Epidural anestezinin sinirlerin omurilikten çıktığı yere lokal
anestezi ile ağrısız bir şekilde uygulanıyor. Epidural anestezi
ile normal doğumun artık ağrısız bir şekilde
gerçekleştirebildiğini belirten uzmanlar uygulamayı şöyle
anlatıyorlar: “Epidural analgezide doğumun başında bel bölgesine
kateter yerleştiriliyor. Ağrı kesici ilaç verilmesi için rahim
ağzı 4 cm açılıncaya kadar bekleniyor. Epidural analgezi
uygulanmış olan hastalar doğum anında ıkınma hissi
duymayabilirler. Fakat doğuma yardımcı olan kişiler ağrıları
elle veya monitörden gözleyerek ıkınma zamanını anneye
söyleyebiliyorlar.”
Normal doğumun avantajları
Bebeğe anestezi uygulanmamış oluyor.
Doğum esnasında bebek ciğerlerindeki sıvıyı atıyor.
Anne bebeğini hemen emzirmeye başlıyor.
Doğumdan sonra yaklaşık 24 saat içinde taburcu olunabiliyor.
Anne normal hayata daha çabuk geri dönebiliyor.
Normal doğum yapan kadınlar daha kolay kilo veriyor.