reklamlar

 


GEBELİKTE YAPILMASI GEREKEN KONTROLLER VE TESTLER

reklamlar

Gebe bir kadının 8.gebelik ayına kadar ayda bir kez, bu ay içinde 15 gün ara ile iki kez ve son ay içinde 7-10 gün ara ile 3-4 kez kontrolu gereklidir. Acaba bu kadar sık kontrol gerekli midir? Şunu bilmek gerekir ki; gebeliklerin pekçoğu herhangi bir sorun yaşanmadan, problemsiz devam eder. Gebelik takibindeki amaç, olası sorunları önceden saptayıp gereken tedbirleri almaktır. Unutmayın ki; anne ve bebeğe ait ciddi sorunlar, çoğunlukla, daha önceden takibi yapılmayan gebeliklerde yaşanmaktadır. O nedenle, “İlk gebeliğimde takibe gittim ve hiçbir faydasını görmedim”, “Eskiden gebelik takibi diye birşey yokmuş ve her kadın sorunsuz bir şekilde doğuruyormuş” veya “Benim bir arkadaşım, hiç doktora gitmediği halde gayet sağlıklı doğum yaptı. O halde ben neden kontrola gideyim ki?” gibi düşüncelerin yanlış olduğunu ve sizi çok ciddi tablolarla karşı karşıya getirebileceğini aklınızdan çıkarmayın.

Gebelik takiplerini, gebeliğinizin geleceği için bir teminat, bir sigorta olarak görün. Nasıl ki, hepimiz arabalarımızı olası kazalara karşı sigorta ettiriyorsak, takipler de olası risklere karşı bir tedbir amacı taşımaktadır. Kontrollarınızı ihmal ettiğinizde risk gerçekleşmediği müddetçe sorun olmayacaktır; ama risk gerçekleşirse? Söz konusu olan hem sizin hem de bebeğinizin sağlığıdır.

Gebelik kontrolları esnasında yapılan sorgulama ve muayene ile, gerek sizin gerekse bebeğinizin genel durumu ve gelişimi hakkında bilgi sahibi olmayı amaçlıyoruz. Ancak insan kapalı bir kutu gibidir ve biz doktorların daha doğru tanıya varmak ve tedaviyi daha iyi planlayabilmek için bir takım tahlil ve tetkiklere ihtiyacımız vardır. İşte gebelikde de, hem sizin hem de bebeğinizin sağlıklı takibi için bir takım tahlil ve tetkiklere gerek vardır.

Kan Grubu: Hem kan uyuşmazlıklarının tayininde, hem de olası kan gereksinimlerinde anne adayının kan grubu bilinmelidir. Kan uyuşmazlığı, anne adayının kan grubunun Rh negatif, baba adayının kan grubunun Rh pozitif olduğu durumda söz konusudur. Eğer baba adayının kan grubu da Rh negatif ise, kan uyuşmazlığı yoktur. Kan uyuşmazlığı varsa ve doğan bebeğin kan grubu Rh pozitif ise anneye koruyucu aşı yapılması gerekmektedir.

Kan grubuna bir defa bakmak yeterlidir. Kişi daha önceden kan grubunu biliyorsa, tekrar bakılmasına gerek yoktur, çünkü kan grubu ömür boyunca aynı kalır.

İndirekt Coombs Testi: Sadece kan uyuşmazlığı olan gebelerden istenen bir testtir, her gebeye yapılması gerekmez.

Kan Sayımı: Kansızlığın tesbiti, enfeksiyonların araştırılması ve pıhtılaşmayla ilgili araştırmalar için gerekir. Genelde 2-3 defa bakılır.

Açlık Kan Şekeri: Şeker hastalığı olup olmadığını araştırmak için, bir defa bakılır.

Hepatit B (Sarılık) Taşıyıcılığı Testi: Toplumda %5-10 oranında sarılık taşıyıcılığı vardır. Böyle bir durumun mevcudiyetinde, bebeğe doğduktan sonra aşı ve serum uygulanmak zorundadır. Aksi halde bebekde kronik karaciğer hastalığı gelişebilir. Çok önemli bir test olup, bir defa bakılır.

Ayrıca imkanlar dahilinde Hepatit C araştırması da yapılabilir.

Mikrobik Testler: Gebeliği etkileyebilecek bazı özel enfeksiyonların araştırılmasında kullanılır. Toxoplazma, kızamıkçık, CMV enfeksiyonu, Frengi ve AIDS gibi. Ancak bunlar nispeten pahalı testler olduğu için kullanımları sınırlıdır ve mutlaka bakılmaları gerekmez. Maddi imkanlar elveriyorsa bakılmalıdır. Bu mümkün olamıyorsa genel tedbir olarak, gebelik boyunca çiğ et (pastırma, sucuk, çiğ köfte gibi) yemeyin, kedilerden ve döküntülü hastalık geçiren çocuklardan uzak durun ve şüpheli durumları mutlaka bildirin.

İdrar Tahlili: İdrar yollarında enfeksiyon, taş, kanama araştırması ve vücut metabolizması hakkında bilgi edinmek amacıyla yapılır. Gebelikte en sık (4-5 kez) istenen tetkik olmakla birlikte, maaliyeti de çok düşüktür.

Tarama Testleri (Zeka Testleri): Fetusun kromozom bozukluğu riskini araştıran testlerdir.Özellikle de Down sendromu ya da Mongolizm denen kromozom bozukluğu araştırılmaktadır.Bu sendromu taşıyan bebeklerde zeka geriliği olduğu için, “zeka testi” adı buradan gelmektedir.Düşünüldüğünün aksine,bebeğin zeka düzeyini belirleyen testler değildir.

Bu testler tarama testidir. Test sonucu sadece olası risklerden bahseder. Eğer risk yüksek bulunmuşsa, o zaman tam tanı testine ihtiyaç vardır. İşte, o tam tanı testi de amniosentezdir. Risk düşükse, amniosentez gerekmez.

Bu amaçla yapılan iki test vardır:

1. Ense Kalınlığı Ölçümü ve Birinci Trimestr Tarama Testi: 11-14. Haftalar arasında yapılır.Ultrasonda bebeğin ense kalınlığı ölçüldükten sonra,anneden alınan kanda bazı hormon değerlerine bakılır.Sadece down sendromu için risk taraması yapar.Bu yönden,üçlü tarama testine göre daha hassas bir testtir.

2. Üçlü Tarama Testi (Zeka Testi): 16-20. Haftalar arasında anneden alınan kanda bakılır ve başlıca 3 bozukluğu araştırır. Bunlar nöral tüp defekti denilen, beyin ve sinir sisteminin gelişimine ait problemler ve Trisomi 18 ve Trisomi 21 (Down Sendromu) denilen kromozom bozukluklarıdır.

Amniosentez: Amniosentez bebeğin içinde bulunduğu amnion sıvısından 10-20 ml kadar bir numunenin alınmasıdır. Farklı amaçlarla yapılabildiği gibi, en çok Down Sendromundan şüphe edildiğinde kesin tanıya varmak amacıyla uygulanır. Her gebeye uygulanmaz ; tarama testlerinde yüksek risk saptananlara, 35 yaştan büyük gebelere ve bazı özel durumlarda yapılır.

Şeker Yükleme Testi: Gebeliğe bağlı olarak gelişen şeker hastalığının araştırılmasında kullanılan bir tarama testidir. 24-28. haftalar arasında yapılır. Test için 50 gr glukoz bir bakdak su ve bir limonla karıştırılarak (limonata yapılıp) içilir ve bundan tam bir saat sonra kan şekerine bakılır.

ULTRASONOGRAFİ (ULTRASON): Ultrason bebeğin gelişimini, pozisyonunu, içinde bulunduğu şartların yeterliliğini, organsal bozukluklarını ve cinsiyetini ortaya koyan bir görüntüleme yöntemidir. Her trimesrde bir defa olmak üzere, en az 3 kez yapılmalıdır.

Bazen, gebeliğin 6-7. Ayında ilk defa kontrole gelen ve “Biz bebeğin cinsiyetini merak ediyoruz ve onun için ultrasona girmeye geldik” diyen gebe ve yakınlarıyla karşılaşıyorum. Evet, bazılarına göre gebelikde kontrolun ve ultrasonun tek amacı maalesef bu oluyor. Tabii ki; insanların doğacak bebeklerinin cinsiyetini bilmek istemeleri en doğal haklarıdır ancak, ultrason bize çok daha değerli bilgiler verir ve cinsiyetin belirlenmesi sadece bir ayrıntıdır. Sanırım, bebeğin genel olarak gelişimi ve organsal herhangi bir bozukluğunun olup olmaması cinsiyetten çok daha önemlidir. Ayrıca ultrasonu sadece cinsiyet tayinini yapan bir cihaz olarak görmek, onun yeteneklerini gözardı etmek anlamına gelir.

En sık sorulan sorulardan biri de, ultrasonun bebeğe zararlı olup, olmayacağıdır. Ultrason insan kulağının duyamadığı ses dalgaları ile çalışmaktadır. Bu nedenle X ışınlarından, yani röntgenden farklıdır. Yaklaşık 30 yıldır kullanımda olmasına karşın, bugüne kadar gösterilmiş zararlı bir etkisi yoktur. Ayrıca vajinal yolla yapılan ultrasonun da herhangi bir zararının olmadığını bilmenizi isterim.

Renkli ultrason, gebelikde gelişme geriliği gibi çok nadir durumlarda gereklidir. Rutin uygulamalarda standart ultrason cihazları yeterli olmaktadır.

Son zamanlarda 3 boyutlu ultrasonun kullanımı da yaygınlaşmaktadır.Bu cihazlar derinlik algısı olan resimler verebilmektedir.Hekim için çok ciddi katkısı olmamakla birlikte, hasta ve yakınlarına anlayabilecekleri görüntüler sunmaktadır.

Fetal Monitör (NST): Daha ziyade III. Trimestrde ve doğumda sancı döneminde kullanılır. Bir cihaz yardımıyla bebeğin kalp atımları, hareketleri ve rahimdeki kasılmalar takip edilmektedir. Amaç bebeğin içinde bulunduğu şartların yeterli olup olmadığını, bebeğin yeterli oksijen alıp alamadığını ve bebek için herhangi bir sıkıntının var olup, olmadığını ortaya koymaktır. Bazen de (erken haftalarda) erken doğum kasılmalarının araştırılmasında kullanılır.

reklamlar