Gebelerin kas-iskelet sistemi
yönünden takibi ve ortaya çıkacak sorunların önlenmesi ve
tedavisi hem anneyi doğuma hazırlar hem doğum sonucunda vücutta
olan bazı değişiklikler olabildiğince erken düzelir. Ayrıca iyi
bir rehabilitasyon proğramı annenin yeni doğan çocuğuna daha iyi
bakmasına ve ailenin diğer fertlerine yardımcı olmasına katkıda
bulunur. Ayrıca tekrarlayan doğumlar sonucu ortaya çıkabilecek
duruş bozuklukları ve bunlara bağlı eklem hasarları ve omurga
sorunları en aza indirilecektir
İyi bir hasta eğitimi ile
gebelikle ilişkili rahatsızlıkların iyileştirilmesi için tedavi
imkanlarının birleştirilmesi gereklidir. Gebelikte en sık
rastlanan kas-iskelet sistemi rahatsızlıkları; bel ağrısı ve
diğer omurga sorunları, kalça ve kasık ağrıları, torasik çıkış
sendromları, sinir sıkışma sendromları, baldır krampları,
varisler sayılabilir.
BEL AĞRISI
Gebelerde bel ağrısı görülme sıklığı %40-60 arasındadır. Ancak
gebelerin sadece % 15-20 kadarında günlük hayatı etkileyecek
kadar şiddetli bel ağrısı vardır. Ağrıların büyük çoğunlu 5. ve
7. aylarda görülür. Gebelikte görülen bel ağrılarının kilo
almayla çok ilgisi yoktur. Gebeliğin ilk üç ayında 700–1400 gr
kadar kilo alma görülür. Bundan sonra her hafta ortalama 400 gr
kadar bir ağırlık artışı olur. Gebeliğin son ayında ise vücut
ağırlığı % 20 kadar artar, halbuki son iki ayda gebelerde
görülen bel ağrısı şiddeti ve sıklığı azalır.
Gebelerde bel ağrısının sebepleri
tam olarak belli değildir, ancak bazı faktörler suçlanır.
Bunlar; artmış bel çukurluğu (lomber lordoz), bel bağlarında
gebelik hormanlarına bağlı gevşeklik, uterusun ağırlığı, ve bel
fıtığına bağlı sinir baskılar vs sayılabilir. Beldeki çukurlaşma
normalde ağrıya sebep olmayacak küçük fıtıkların bile sinirleri
sıkıştırmasına ve ağrıya sebep olur. Karın kasları ile sırt
kasları arasında normalde bir denge vardır. Gebelikte karın
kasları uzayarak sırt kasları kısalır. Ve bu denge bozulur . Bu
durum beldeki çukurluğun daha da artmasına sebep olur.
Gebelikte bel ağrısına sebep olan diğer önemli faktör, eklemleri
bir arada tutan bağlardaki esneklik uzama ve dengesizlikler ve
sakroiliak (leğen kemiği ile sağrı kemiği arasında eklem) eklem
zorlanmalarıdır. Bağlarda zayıflamanın sebebi, bebeğin
büyümesine vücudun uyum sağlamasını ve doğum esnasında doğum
yolunun genişlemesini kolaylaştıran bir hormonun
salgılanmasıdır. Bu hormon (relaksin) gebeliğin ilk üç ayında
oldukça yüksek seviyededir. Bu hormonun etkisi ile bebekle
pelvis uyumlu hale gelir. Bağ dokularını gevşetir. Sokroiliak
eklemlerin ve simfizis pubisin esnemesini sağlar . Bu durumda
bel ağrısı, simfizis pubis ağrısı, sakroiliak ağrı, kasık
ağrıları, bacaklara vuran ağrılar görülebilir.
Gebelikte bel fıtığı gelişme riski bir miktar artar. Ancak daha
da önemlisi normalde bel ve bacak ağrısına sebep olmayacak
fıtıklar gebelikten dolayı bel ağrısına sebep olabilir.
Gebelerde bacak ağrısı sinir köklerine direkt baskıya veya
yansıyan ağrılara bağlı olarak gelişir. Ayrıca sinirlere olan
baskılar sonucu sinirlerdeki iskemi (damar basısı) sonucu
ağrılar da görülebilir. Gebeliğin son üç ayında ağırlaşmış
uterusun atardamarlara ve toplar damarlara baskısı sonucu bacak
ağrıları olabilir. Bu durumda dolaşım bozukluğu ile ilgili
tetkikler istenmelidir. Uterusun üreterler üzerine baskı yapması
çok ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir ve asla ihmal
edilmemelidir.
Relaksin hormonu, ağır bebekler, zayıf gövde kasları, damar
baskılarını, sinir baskılarını vs gibi bir çok faktör
gebelerinde bel ve bacak ağrılarından sorumlu tutulmaktadır.
Ani başlayan şiddetli bel ağrılarında istirahat, korse, hafif
egzersizler önerilir. Ayrıca yüzeysel fizik tedavi modaliteleri
kullanılabilir. Gebelerde ilaç kullanılması gerekirse mümkünse
kısa süreli kullanılmalı ve dolaşımdan çabuk atılan ilaçlar
tercih edilmelidir.
Her gün bir egzersiz tam olarak öğrenilmeli, sonra günlük olarak
o egzersiz tekrarlanmalı ve günde 3 defa yapılacak şekilde devam
edilmelidir. Eğer mümkünse tüm seri günde iki kere tekrarlanır.
Gebelik süresince hassas bir diyet uygulamak önemlidir. Aşırı
yemek yemeden kaçınmak gerekir; diyet; et, balık, peynir,
yumurta ve süt gibi protein yüklü olmalı ve uygun miktarda taze
meyve, sebze ve salatayı kapsamalıdır. Ekmek, patates, pasta ve
tatlı gibi nişastalı gıdalar aşırı kilo alımından sorumlu
olmaları sebebiyle daha az alınmalıdır.
kaynak:romatizmaturk.com