DOĞUMUN 1 .
EVRESİ
Gebelik boyunca
kapalı olan rahim ağzının bebeğin doğabilmesi için
kasılmaların yardımıyla tam açılmasına (10 cm) kadar geçen
süredir. Bu evre doğumun en uzun evresidir (yaklaşık 8-10
saat). Ancak gebe kadının sancılarını fark etmesinden çok önce
kasılmalar başladığından ve bazı gebelerin ağrı eşiği yüksek
olduğundan, gebe sancısını fark ettiğinde bu evrenin bile
sürmesini geçirmiş olur. Bu dönem pasif ve aktif dönem olarak
ikiye ayrılır.
a.Pasif dönem: Doğumun ve birinci evrenin en uzun süren
dönemdir. Bu dönemde ağrılar seyrek ve daha hafiftir. Bu dönem
ilk doğumu olan gebelerde daha uzun sürer. Birkaç saatten bir
iki güne kadar sürebilir. Bu dönemde eğer başka bir belirti
yoksa hastaneye gitmek gereksizdir.
b.Aktif dönem: Rahim ağzı yaklaşık 3 cm açıklığa ulaştıktan
sonra başlayan dönemdir. Bu dönemi kadın, ağrılarının
sıklaşmaya ve şiddetinin artmaya başlamasıyla fark eder. Bu
dönemde ağrılar yaklaşık 5 dakikada bir gelmeye başladıktan
sonra hastaneye gidilmelidir. Ancak bu dönemde suyun fazla
gelmesi, ne olursa olsun kanamanın olması ya da normal olmayan
herhangi bir durum fark edildiğinde ağrıların sıklığına
bakılmaksızın hemen hastaneye gidilmelidir.
Birinci evrenin sonuna doğru yani rahim ağzı 8-9 cm
açıldığında sancılarla birlikte gebe kadın ıkınma da hisseder.
Eğer doğumu yaptıracak hekim izin verirse kadın ıkınabilir.
Vaktinden önce ıkınma doğumu uzatabilir.
DOĞUMUN
2.EVRESİ VE IKINMA TEKNİĞİ
Rahim
ağzının tam açılmasından bebeğin doğumuna kadar geçen süredir.
Bu süre yarım ile iki saat arasındadır. Bu dönemde kadının
kuvvetle ıkınması süreyi kısaltır. Ikınma, tekniğe uygun
olursa etkilidir. Aksi halde sadece annenin yorulmasına neden
olur. doğumun bu dönemi annenin aktif olarak doğuma katıldığı
bir dönemdir.
Ikınma Tekniği: Ikıntılı ağrılarda ağrının en güçlü olduğu
sırada gebe kadının derin bir nefes alarak bu havayı dışarı
vermeden ağzını kapatarak kuvvetle ıkınır. Ikınırken kalça ve
bel "C" pozisyonunda, çeneyi göğse dayayarak tüm gücüyle
makatına doğru ıkınarak bebeği iter. Ikınma ağrı boyunca devam
etmeli, ağrı geçince ıkınmamalı ve gevşemelidir. Bebeğin başı
doğarken gebeye ıkınmaması söylenir, ancak ıkınma hissi devam
etmektedir. Ikınmayı önlemek için ağız açılarak kuvvetli bir
şekilde kısa nefesler alıp verilir.
Bebeğin başı doğduğunda doktor rahat nefes alabilmesi için
bebeğin ağzını ve burnunu siler. Bebek başı doğduğunda yüzü
yere doğrudur. Omuzların doğabilmesi için başını annenin sağ
ya da sol bacağına doğru çevirir.
Bu dönüşten sonra doktor bebeğin başından tutup hafifçe
çekerek bir omzunu, sonra diğer omzunu çıkarır ve vücudunun
doğmasını sağlar. Bebekler normalde doğar doğmaz nefes almaya
ve ağlamaya başlarlar. Bebek doğduktan sonra 2-3 cm'lik
mesafeden göbek klempi takılır, göbek kesilir ve eğer uygunsa
emzirmesi için anneye verilir. Emzirme sırasında salgılanan
hormonlar nedeniyle plasentanın ayrılması da sağlanabilir.
Bebeğe ve anneye kimlik tesbiti için kol bantları takılır,
bebeğin ayak izi alınır. Bu esnada annelerde üşüme ve titreme
olabilir, bu durum normaldir, birkaç dakika içinde geçer.
DOĞUMUN 3.
EVRESİ
Bebeğin
doğmasından sonra plasentanın doğmasına kadar geçen süredir
(30 ile 45 dakika). Plasenta çıktıktan sonra tam olup olmadığı
kontrol edilir. Rahim içinde plasenta parçası kalırsa kanama
ve enfeksiyona sebep olur. Kesi yapılmışsa dikişi yapılır.
Genellikle anneler bu evrede büyük bir rahatlık, mutluluk ve
yorgunluk hissederler. Daha sonra annenin temizliği ve kanama
kontrolü yapılır ve odasına çıkarılır. İlk birkaç saat kanama
kontrolü, tansiyonu, nabzı ve diğer bulgularına bakılır. Bu
esnada doğumhanede bebeğini emzirememişse odasında bebeğini
sevebilir ve emzirebilir.