Çocuk ilgi çekmek için yalan
söyler. Kaçınma ve aldatma başta olmak üzere
bütün kötü
davranışların temelinde yalan söyleme vardır. Dürüst olmak,
küçük yaştan kazanılacak bir özellik olduğu için çocuğuna iyi
bir eğitim vermek isteyen her anne-babanın birinci önceliği onun
yalan söylemeyen bir birey olarak yetişmesi için gayret
göstermek olacaktır. Çocuklar, soyut kavramları algılamaya
başlamaları ile birlikte aşağı-yukarı 7 yaşlarında muhakeme
etmeye, 11 yaşlarında da doğru ile yanlışı bir yetişkininkine
yakın şekilde ayırt etmeye başlarlar.
Yalan söyleme alışkanlığı bireyin başını ileride derde
sokabilecek en kötü alışkanlıklardandır. Kişinin, çevresinin
güvenini kaybetmesi ve kötü bir şekilde etiketlenmesi başka
üzücü davranışlara da kapı açar. Küçük çocukların çoğu
bilinçsizce yalan söyler. Bu durumda ‘Çocuktur´ deyip
aldırmayınca da alışkanlık halini alabilir. Hayalle gerçeği
ayırt edememek sebebiyle doğru olmayan şeyler söylemek daha çok
3-7 yaşları arasındaki çocuğun gelişiminde, bilhassa duyguların
dışa vurumunda çok önemli yeri olan oyun esnasında görülür. Oyun
sırasında olsun, olmasın çocuğun hayallerini ‘yalan´ olarak
adlandırmaktan kaçınılmalıdır. 7 yaşından sonra çocuğun hayalle
gerçeği daha iyi ayırt etmesiyle bu tür davranışlar çocukların
çoğunda azalır. Ancak, bazı çocuklar hayallerinin
çevrelerindekilerin ilgisini çekmesi üzerine ileriki yıllarda
senaryolar üretmeye devam ederler. İlgilenen kişilere
hayallerinden bahsederler.
Çocuk televizyonda gördüğü kapkaç haberlerinden, bir korku
filminden veya rüyadan etkilenerek okulu katillerin bastığını ve
bir arkadaşını öldürdüğünü bile söyleyebilir. Yine çocuk
öğretmeninin veya arkadaşının kendisini dövdüğünü söyleyebilir.
Bu gibi hayal ürünü sözler çocuğun çeşitli nedenlerle
anne-babasının ilgisini çekmek istemesi veya dayaktan çok
korktuğu için bu korkunun dışavurumu gibi çeşitli nedenlere
bağlı olabilir. Bu korkuların nedeni araştırılmalı, aynı zamanda
bir başka kişinin haksız yere itham edilmesine yol açabileceği
unutulmamalıdır. Hayalci olduğu için senaryolar üreten
çocukların iyi yönlendirilmesi ve hayal güçlerini resim,
tiyatro, yazı gibi uygun şekillerde değerlendirecekleri şekilde
eğitim almaları yalanı engellemekte etkili olmakla birlikte
çocuğun üretken bir şekilde ilgi çekmesi açısından da
yararlıdır. Caydırıcı önlemler alınmalı Endişe verici olan bir
yalan çeşidi de çocuğun bir kazanç elde etmek için yalan
söylemesi ve buna çevresindekileri inandırdığını düşünmesidir.
Mesela yazılılarda iyi not alamayan bir öğrenci okulda
öğretmeninin yazılı yaptığını, yazılıda 5 üzerinden 5 aldığını;
ama yazılının kaybolduğunu söyleyebilir. Babasının yeterli
harçlık vermediğini söyleyen çocuk dedesinden de harçlık
koparabilir.
Arkadaşının eşyasını izinsiz alan çocuk bunu arkadaşının
kendisine hediye ettiğini söyleyebilir. Bu şekilde davranan
çocukta caydırıcı tedbirler alınmazsa bu gibi davranışlar
alışkanlık haline gelecektir. Bu sebeple dikkatli bir anne-baba
çocuğun hayal ürünü mü, yoksa gerçek şeyler mi söylediğini iyi
anlamalıdır. Çocuğu yalana iten sebepler üzerinde durulmalıdır.
Çocuk aşırı baskı altında olup korktuğunda da, çok sevgi görüp
ilgi çekmek istediğinde de yalan söyleyebilir. Yalana sık
başvuran veya hayal ürünü sözler söyleyen çocukları
etiketlememek için her hatası yüzüne vurulmamalıdır. Çocukta
neler yalana yol açar? Çocuğun hayalle gerçeği ayırt edememesi.
Hikaye yeteneğini hayal ürünü olaylar anlatarak ortaya koyması.
Çocuğun, korkularını hayali olaylarla dışarı vurması. Çocuğun,
anne-babasının dikkatini çekmek istemesi. Arkadaşlarının ve
öğretmeninin ilgisini çekmek istemesi Çocuğun, anne-babanın,
öğretmenin ceza vermesinden korkarak yalana başvurması.
Kıskançlık. (Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu) gibi bir
sebebe bağlı olarak organik ve ruhsal bir sorununun olması.
Kişilik değil, davranış hedef alınmalı Büyük zatların hayatları
ve çocuk edebiyatında Çocuğa yalanın kötülüğünü, anlatan güzel
örnekler çoktur. Allah´a inanan bir insanın neden yalan
söyleyemeyeceği de ikna edici bir şekilde anlatılmalıdır. Bazı
durumlarda çocuğun yalan söylediği çok açıktır ve bu durumda
çocukla net bir şekilde konuşmak gerekir. Bunu yaparken çocuğun
kişiliği değil, davranışı hedef alınmalı. Aşağılayıcı bir üslup
kullanılmamalıdır. Nasihatin az, dinlemenin çok olduğu bir ortam
hazırlanmalı. Her şeye rağmen yalana başvuran çocukta
dürtü-kontrol bozukluğu olabilir. Bu durumda psikolojik destek
sağlanmalıdır.
PSİKOLOG_HİPNOTERAPİST
ASIM EREN
kaynak:www.yuvabul.com