“YAŞAMIMDA DOĞRU GİTMEYEN ŞEYLER
VAR. KENDİMİ KÖTÜ HİSSEDİYORUM. BENİ FARKEDİN. BANA YARDIM
EDİN!”
Çocuk burada kendini sözcükler yolu ile ifade edemedi için
davranış yoluyla
ifade etmeye çalışmaktadır. Çoğu zaman kendisi
de ne anlatmak istediğini bilememektedir. Sadece çocuklar değil,
gençler ve yetişkinler de zaman zaman böyle davranırlar. Okul
eşyalarına zarar veren çocukların çoğu öğretmenlerin ve okul
idaresinin uygulamalarına karşı “kızgın” olduklarını anlatmaya
çalışırlar. Çocuğun davranışının altındaki gizli sözsüz mesaj,
ne kadar acil, derin ve sıkıntılı ise davranış o kadar
kalıcılığını sürdürür.
Toplum ve ebeveynler böyle davrananlara, “hangi ihtiyacından
dolayı böyle davranıyor, ne hissediyor” şeklinde düşünerek
bakmazlar. “Asi, uyumsuz, geçimsiz”...vb. tanımlamalarla ya uzak
kalırlar ya da işe yaramayan ceza yöntemleri uygulamaya
çalışırlar. Onları hiç kimse istemez. Çocuğun sadece
davranışlarıyla ilgilenir ve sürekli onları düzeltmeye
çalışırlar. Büyüklere çocuğun hissettikleri ile ilgilenmek
yerine, onları belli bir davranış kalıbına sokmak daha kolay
gelir. Öneriler, ahlak dersleri, sorgulamalar, çocuğun olumsuz
davranışlarını iyice pekiştirir. Ebeveynler çocuğun içinde
duyduğu sıkıntı ve acıyı bu yolla ifade ettiğini anlamak istemez
çünkü çoğu zaman bu sıkıntının kendilerinden kaynaklandığını
görmek istemezler. Çoğu anne-baba çocuğuna karşı hatalı
davrandığını dürüstçe itiraf edemez. “Benim çocuğum kötü
davranıyor, onun durumu iyi değil” yerine kaç insan “ben
çocuğuma gerekli önemi vermedim, onun küçük tepkilerini bile
sinirlilikle ve başımdan atar gibi geçiştirdim” demeyi tercih
eder?
Hiç kimse zevk için eziyet etmez. Çocuk başkalarına zarar
vermemeyi, “kimse benim canımı acıtamaz, acıtmıyor o halde ben
de kimsenin canını yakmamalıyım” düşüncesini ancak temel güven
duygusu gelişmişse, anne-babasına güveniyorsa oluşturabilir.
Öfke ve şiddet hem çocuk hem de yetişkinler için önlenemez
duygulardır. Önemli olan bunları empati ve yakınlık hisleriyle
dengelemektir.
AGRESİF ÇOCUKLARDA HAKİM OLAN DÜŞÜNCELER
“BAŞKALARINA ALDIRMIYORUM. ÇÜNKÜ ONLAR DA BANA ALDIRMIYOR.”
Bebeklikten başlayan ve devam eden birisine güvenme,
önemsendiğini hissetme ve bağlanma hisleri, paylaşma, şevkat
duyma ve başkalarını düşünme duygularının gelişimi için temel
oluşturur. Bu hisleri tatmamış çocuk, karşısındakine de bunları
veremez.
“İSTEKLERİMİ, AMAÇLARIMI VE DUYGULARIMI ANLATAMIYORUM, KENDİMİ
KELİMELERLE İFADE EDEMİYORUM. KIZGINLIĞIMI ANCAK HAREKETLERİMLE
GÖSTEREBİLİYORUM!”
İletişim iki taraflı bir süreçtir. Dinlenmeyen, empati
kurulmayan, duyguları önemsenmeyen bir çocuk, karşısındakini
anlamaz, dinlemez ve kendini sözel olarak ifade edemez. Yaptığı
davranışı önceden planlayarak ve sonuçlarını düşünerek hareket
edemez.
“DÜŞ KIRIKLIĞINA UĞRUYORUM VE O ZAMAN DA OLUMSUZ DAVRANIYORUM!”
Çocukların her türlü ihtiyaçları karşılanırken yaşadıkları düş
kırıklıkları onları olumsuz davranışa iter.
AGRESİF ÇOCUKLARA NASIL DAVRANMALIYIZ?
-Onu anlamaya, davranışlarının nedenlerini bulmaya çalışın.
Dinleyin. Empatik olun. Ancak suçluluk duyarak limitsiz
davranmasına meydan vermeyin.
-Cezalandırmayın. Olumlu davranışlarına yönelin. Ödül yerine
motivasyon teknikleri kullanın. Teşvik edin. (“Bu gün
arkadaşlarına vurmadın. Bu onlarla daha rahat oynamanı
sağladı.”)
-Limitsizlik güvensizlik duygularını daha da güçlendirir.
Mutlaka sınırlı seçenek hakkı tanıyın.
-Tepkilerinizi kontrol edin. Sakin kalın. Ani patlamalardan
kaçının.
-Söylemek istediklerinizi kesin ve net bir dil kullanarak ifade
edin.
-Sözsüz iletişim önemlidir. Davranışlarınız sözlerinizi
desteklesin.
-Çocuğun hareket ve eylem yerine düşüncelerini kullanmasını
öğrenmesine yardımcı olun. Ona zaman ayırın. Saptayıcı konuşun.
Yorumdan kaçının. (İyi, kötü, olumsuz, olumlu yorumları
yapmayın. Sadece davranışının doğal sonuçlarını anlatın ve
gösterin.)
-Çocukta duygusal fikirlerin gelişmesi için destekleyici olun.
Hayali oyunlar, yaratıcılığı arttırıcı oyunlar, (yaratıcı drama)
onun için yararlı olacaktır. -------Agresyon durumlarında
duygularını ifade etmesine yardımcı olun.
Kızgınlık ve öfkeyi her insanda olan normal duygular olarak
kabul edin. Çocuk korku, kaygı, üzüntü, kıskançlık..vb. tüm
duyguları insan özelliği olarak görmeli bunları olumlu yollarla
ifade etmeyi öğrenmelidir.
-Çocuk size çok ters şeyler söylese bile onu dinlemeyi elden
bırakmayın. İtiraz etmeyin. Öğüt vermeyin. Kendi duygu ve
düşüncelerinizi onu suçlamadan net ve dürüstçe belirtin. (Sen
beni üzüyorsun yerine ben üzüldüm, ben....hissediyorum gibi
cümleler kullanın.)
-Çocukta düşünme becerilerinin gelişmesine yardımcı olun. Çözüm
için onun da öneriler sunmasını sağlayın. Anlaşmalar yapın.
Ortak bir amaçta birleşin.
-Yaptığı olumsuz davranışların telafisi için mutlaka şans verin.
Nasıl telafi etmek istediğini kendisi seçsin. Siz söylemeyin.
Telafiyi zorla yaptırmayın.
-Aşırı katı ve kuralcı veya aşırı musamahakar davranmayın. İki
davranış biçimi de gerçek tepkilerin sergilenmesine izin vermez.
Örn: Çocuğun yapmak istediği bir davranış karşısında “kesinlikle
hayır yapamazsın” veya “tabi ne istersen yapabilirsin”
tepkilerinin yerine, çocuğu bu davranışı hakkında düşünmeye
sevkedecek sorularla yaklaşın. (bunu yaparsan neler olabilir?
Daha önce yaptığında neler oldu?..vb)
-Çocuğun problem çözmesine yardımcı olmak için siz de problem
çözücü davranın.
-Yüksek enerjiye sahip olan bu çocukların enerjilerini
sarfetmeleri için olanak tanıyın.
-Çocuğun ihtiyaçlarını keşfetmeye çalışın. Ve bu ihtiyaçlarını
giderebilmesi için uygun olanaklar sağlayın.
-Çocuğun bakımında rol alan diğer kişilerle (bakıcı-aile
büyükleri-okul..vb.) işbirliği yapın. Çocuğa yaklaşım için ortak
bir dil belirleyin.
-Sevecen, devamlı takviye eden, besleyen ve süreklilik sağlayan
bir ilişki biçimi geliştirin.
-İlgisini çekin. Bunun için oyunlar kullanabilirsiniz. Sizinle
etkileşime geçebilmesi için zorlayıcı olmadan teşvik edici
davranın.
PSİKOLOJİK DANIŞMAN
DİLEK KIRCAOĞLU SOETAN
kaynak:www.yuvabul.com