Üstün zekalı çocuklar,
yaratıcılık, sanat, liderlik kapasitesi veya özel akademik
alanlarda yaşıtlarına göre yüksek düzeyde motivasyon, performans
ve görev sorumluluğu gösteren ve bu tür yeteneklerini
geliştirmek için uygun imkanlara gereksinim duyan çocuklardır.
Zeka bölümleri 110-120 arasında olanlar parlak, zeka bölümleri
120-130 arasında olanlar üstün zekalı, zeka bölümleri 130-200 ya
da daha fazla olanlar ise dahi çocuklardır. Toplumda 130 ve
üstündeki zeka bölümüne %2, 140'ın üzerindeki zeka bölümüne ise
çıkıldığında % 0.2 oranında rastlanır.
Üstün zekalı çocukların pek çok ayırt edici özellikleri vardır.
en önemli yeteneklerinden biri kolaylıkla kavram
oluşturabilmeleridir. Çünkü, kavram oluşturma, soyut düşüncenin
temelini oluşturur. Bu çocuklar zihinsel açıdan erken gelişirler
ve ortalama çocuklardan daha çabuk öğrenirler. Sürekli soru
sorarlar, meraklıdırlar, öğrenme ve bilgiye açlık duyarlar.
Öğrenirken çözüme mantıksal değil çoğunlukla sezgisel olarak
ulaşırlar. Çeşitli alanlarda özel yetenekleri vardır, derin ve
geniş ilgi alanlarına sahiptirler. İlgi alanlarına dikkatlerini
yoğunlaştırarak yoğun motivasyon gösterebilirler. Düşünceleri
akıcıdır; bir alanda öğrendiği konu ile bir başka alanda
öğrendiği onu arasında akla yatkın ilişkiler kurabilirler.
Karmaşık ve zor problemlerden hoşlanır ve yaşıtlarının
çözemediği problemleri çözebilirler. Orijinal, yaratıcı ve
girişkendirler. Sorumluluk duyguları gelişmiştir, kendilerine
güvenirler ve kolaylıkla sorumluluk alabilirler. Başkalarıyla
kolayca işbirliği yaparlar. Yeni ve değişik durumlara kolay ve
çabuk uyarlar. Genellikle yetişkinlerle iletişime girmeyi tercih
ederler.
Üstün zekalı çocuklarla ilgili olumsuz sayılabilecek bazı
durumlar da mevcuttur. Bu çocukların sosyal ve duygusal etkilere
çok açık olmasıdır. Bu çocuklarda, ortalama toplumda görülenden
daha sık olarak patoloji görülür (%20-25). Akademik açıdan
başarılı kızlarda daha fazla depresyon, daha düşük özgüven ve
daha fazla psikosomatik belirtilere rastlanır. Üstün yetenekli
çocukların bir kısmının ise bazı alanlarda yaşıtlarından çok
ileride oldukları halde bazı alanlarda geride kaldıkları
görülür. Çok başarılı olan bu çocuklarda düzensiz bir profile de
rastlanır. Örneğin, 1000 çocukta yapılan bir çalışmada
çocukların %95’inin matematik ve sözel ilgi alanlarında güçlü
uyumsuzluk gösterdikleri saptanmıştır. Dil sorunu olan
çocukların ise yüksek düzeyde mekansal yetilere sahip oldukları
görülür. Özellikle görsel sanatlarda başarılı olan çocukların
sözel yetilerle mekansal yetileri arasında belirgin kopukluk
vardır. üstün zekalı çocuklar özellikle eğitimle ilgili
konularda olmak üzere bazı sıkıntılar yaşayabilirler. Bu
çocukların bilgi, ilgi ve beceri düzeyleri ortalama öğrencilerin
çok ilerisinde olduğundan ihtiyaçları kendi düzeyine uygun
olarak karşılanmazsa çabuk sıkılır ve sınıfta huzursuz olurlar.
Sınıfta konu işlenirken yanılgıyı bulmak, eleştiri, itiraz gibi
davranışları öğretmenlerin olumsuz tepkisine neden olabilir. Bu
çocukların imgesel etkinliklerinin güçlü olması nedeniyle
imgesel yaşantılarını gerçek yaşantıları ile
karşılaştırabilirler. Böyle bir durumda çocuklara hem gerçeği
hayalden ayırabilmeleri hem de imgelerini öncelikle yaratıcı
etkinliklerde kullanabilmeleri için rehberlik yapılmalıdır. Bu
çocuklar, kendilerini yaşıtlarıyla aynı seviyede
görmediklerinden dışlanmışlık hissi yaşayarak içe kapanıklık
geliştirebilirler ve arkadaş sayıları az olabilir. Üstün
yetenekli çocuklar, birbirleriyle çok etkili ve verimli bir
iletişim kurabilirler ve böylece anlaşılmaz olma problemleriyle
başa çıkabilirler.
Üstün zekalı çocukların eğitildiği belli amaçlar taşıyan özel
okullardan yararlanabilirler. Eğitim programlarının değişik
yetenek düzeylerine ve alanlarına cevap verecek nitelikte,
çeşitlilikte ve esneklikte üstün zekalı çocuklar için
oluşturulan özel sınıflardan da faydalanabilirler. Eğer üstün
zekalı çocuk ortalama yaşıtlarıyla aynı eğitim ortamında
birlikte eğitim uygulaması görürse, çocuğun yaşıtlarıyla
arasındaki seviye farkından kaynaklanan birtakım sorunlar
yaşanmaktadır.
Birlikte eğitim uygulamasında uygulanabilecek birtakım yöntemler
vardır. Yaşıtlarından önce eğitime alınmasına ve sınıf
atlatmasına dayalı bir uygulama hızlandırmadır. Bu yöntemde
çocuğa programı normal sürecinden daha önce tamamlama imkanı
verilir. Hızlandırmanın uygulandığı çeşitli yollar; sınıf
atlama, ileride olduğu derslerde sınıf atlama, birkaç sınıf
birleştirme, okula erken başlama, kurslar alma ve seminerlere
katılmaktır. Bu yöntem, çocukların sıkılmasına fırsat vermez ve
çocuğun programlara istekli bir şekilde katılmasını sağlar. Bu
uygulamanın olumsuz etkisi ise, çocuğun yaşıtlarıyla iletişim
kurma gereksinimlerine cevap verememesi ve çocuğun sınıfa ve
okula uyum sağlamada sosyal ve duygusal yönden bir takım
güçlüklerle karşılaşabilmesidir. Üstün zekalı öğrencilerin
eğitimlerine yaşıtlarının bulunduğu sınıflarda devam etmeleri
ama çalışmalarının ve ders programlarının diğer öğrencilere göre
daha zengin hale getirilmesi yöntemi ise zenginleştirmedir. Bu
uygulamada, ders programına ek olarak, resim, müzik gibi
alanlarda çocukları ilgi ve yeteneklerine göre yetiştirmek
amaçlanmaktadır. Aynı zamanda çocuğu daha derinlemesine ve
detaylı incelemeler yapabileceği projelere ve araştırmalara
yöneltmek hedeflenir. Bir diğer yöntem olan gruplamada ise;
normal sınıflardaki üstün yetenekli öğrenciler için küme
gruplandırmaları, özel bir sınıf gruplandırma, özel bir okulda
gruplandırma, kaynak odada gruplandırma ve kaynak merkezlerinde
gruplandırma, özel seminerler, özel yan kursları, çeşitli
çalışma merkezlerindeki (müzeler, bilim laboratuarları,
üniversiteler gibi) özel çalışmalar şeklinde uygulamalar vardır.
Bu tarz uygulamalarla çocukların yeteneklerini geliştirmede
belirgin düzeyde başarı sağlandığı, çocukların bu uygulamalarla
benlik kavramlarının geliştiği görülmektedir.
Üstün zekalı çocukların, gelişim
ve kişilik özelliklerinden kaynaklanan bazı tepki ve
davranışları karşısında öğretmenler olumlu ve verimli bir tutuma
sahip olmalıdır:
Üstün zekalı çocuklar sınıf etkinliklerinin yeterince uyarıcı
olmamasından dolayı bu etkinliklere karşı istekli ve ilgili
olmayabilirler. Öğretmen, çocuğun ilgi ve yeteneklerini
saptayarak, bunları geliştirmesi için uygun ortam sağlamalıdır.
Ödevlerde tekrara ve alıştırmalara fazla yer vermemeli, problem
çözme tekniğini gerektiren, araştırma ağırlıklı ödevleri
vermelidir. Kendilerine özgü ilgileri olduğundan bireysel
çalışmalarına önem verilmeli, ilgilendikleri alanlarda proje
çalışmaları yapmalarına ve sınıf arkadaşlarına sunarak
paylaşmalarına olanak tanınmalıdır. Liderlik gerektiren veya
liderliği geliştirmeye fırsat verecek çalışmalara katılması için
teşvik edilmelidir. Uygulaması pratik olmayan veya olası
görülmeyen yaratıcı fikirlerini dinlememek, ertelemek ya da
reddetmek çocuğun zihinsel kapasitesini engelleyeceğinden bu
noktalara dikkat edilmesi gerekir. Bireysel çalışmaların yanında
grup etkinliklerine katılımı teşvik edilerek, yaşıtlarıyla olan
sosyalleşme sürecine de katkıda bulunulmalıdır. Bu çocuklarda
üstünlük duygusunu yaratmanın zararlı sonuçları vardır; çocuk
arkadaşlarını ve çevresindekileri aşağı görebilir ve toplumda
yalnız bir kişi olarak yaşamına devam edebilir.
Ailelerin, üstün çocuklarının psikososyal gelişimleri ve
eğitimleri için dikkat etmeleri gereken önemli hususlar vardır:
İlk olarak aile, üstün zekalı olan çocuğunun diğer çocuklardan
farklı olmadığını, onlar gibi sevgi, ilgi, oyun oynamak gibi
ihtiyaçları olduğu kabul etmelidir. Çocuğun yeteneklerinin
geliştirilmesi için; ilgi, yönelim ve isteklerini
belirleyebileceği seçenekli ortamlar hazırlanmalı ve fikirlerine
ve hayallerine saygı duyulmalıdır. Çocuğun zekasını
geliştirebileceği malzemeler malzemeler, oyuncaklar alınmalı,
kültürel etkinliklerde bulunması sağlanmalıdır. Tek yönlü bir
kişi olmaması için değişik ilgi alanlarına yönlendirilmelidir.
Çocuğun üstün zekalı olduğu anlaşıldığında çocuk bundan haberdar
edilmemelidir Bu özelliğinden dolayı kardeşleri veya diğer
çocuklarla kıyaslanmamalıdır. Eğer kardeşleri varsa, ailenin
üstün zekalı çocuğa kardeşlerine davrandığından farklı bir
tutumu olmamalıdır. Üstün çocukların önemli özelliklerinden biri
meraktır. Aileler, çocuğun sorduklarına azarlayarak ya da yanlış
biçimde yanıtlamaktan kaçınmaları, baştan savma yanıtlar
vermemeleri, doğru yanıt vermeleri gerekir. Bazen çocukların
sorularının yanıtlanmasında zorluk çekilebilir. Böyle durumlarda
çocuğa karşı tepkisiz kalmak yerine, çocukları araştırma
yapabilecekleri kaynakları araştırarak yönlendirmek gerekir.
kaynak:www.ruhsagligi.org