Cerrahi tedaviler:
Son yıllarda organik ve özellikle damar kökenli cinsel
iktidarsızlık tedavisinde başarılı sonuçlar elde edilmiştir. Bu
başarı sertleşme sırasında kanın atar ve toplar damarlardaki
akışının daha iyi bilinmesi, arteriyografi, kavernozometri
(gözenekli cisme serum fizyolojik verilerek sertleşme derecesi
ve süresinin ölçülmesi) gibi tanı yöntemlerindeki gelişmeler ve
mikro cerrahi tekniklerindeki ilerlemelerden kaynaklanmaktadır.
Cerrahi tedavi ile en başarılı sonuçlar, travmaya bağlı
atardamar hasarı görülen genç hastalarda elde edilmektedir. Bu
gruptaki hastalarda atardamar ağı genellikle iyi durumdadır.
Toplardamar kaynaklı cinsel iktidarsızlık 5 alt grupta
incelenebilir:
1- Büyük toplardamarların doğrudan gözenekli cisim içinden
çıkması. Bu durum gençlerde görülen doğuştan iktidarsızlık
nedeni olabilir.
2- Akkılıf katmanındaki zayıflamalar sonucu geniş toplardamar
kanallarının oluşması. Bu durum yaşlı hastalarda görülür.
3- Gözenekli cisim düz kaslarının toplardamarların sıkışmasına
yol açacak kadar gevşeyememesi. Bunun nedeni lifsi doku oluşumu
ya da kaslarda gerilme (atrofi) ve işlevsel özelliklerin
kaybolması olabilir.
4- Sinir iletiminde görevli kimyasal maddelerin yetersizliği. Bu
durum sinirsel ve psikolojik kaynaklı iktidarsızlıkta
görülebildiği gibi, çok sigara içenlerde de görülür.
5- Gözenekli cisim ile süngersi cisim arasında doğuştan
olağandışı bağlantı yollarının bulunması, sürekli sertlik
durumunun tedavisi sonrasında kamış başı ile gözenekli cisim
arasında açık kanallar kalması ya da siyekte yapılan cerrahi
girişimler sonucunda gözenekli cisim ve süngersi cisim arasında
bağlantı oluşması.
Cerrahi tedavinin başarısı, toplardamar kaynaklı sertleşme
bozukluğu tipinin tam olarak belirlenmesine, toplardamar
sistemindeki yetmezliğin derecesine ve atardamar sisteminin
durumuna bağlıdır. Yukarıdaki sıralamada 1. ve 5. gruba giren
olgularda doğuştan ya da sonradan ortaya çıkan kanalın
bağlanarak olağandışı toplardamar oluşumunun ortadan
kaldırılması başarılı sonuçlar verir. Ama 2. ve 3. gruba giren
olgulardaki cerrahi girişimlerin başarı olasılığı düşüktür. Bu
olguların çoğunda kamış protezlerinin kullanılması yoluna
gidilir. 4. gruptaki cinsel iktidarsızlık olgularında ise
cerrahi girişim uygulanmaz.
Cerrahi girişimler kamış duyarlılığının azalmasına, kamışın
kısalmasına yol açan nedbelerin ortaya çıkmasına ve ameliyat
sonrası uzun süren ödem görülmesine neden olabilir.
Tedavi edilen ve uluslararası düzeyde yayınlanan olgu sayısının
azlığı nedeniyle bu hastalıktaki cerrahi girişimlerin başarı
oranını belirlemek zordur. Gene de tedavi edilen olguların yüzde
50’den fazlasında başarılı sonuçlar alındığı söylenebilir.
Kamış protezleri:
Sertleşme bozukluğunun tedavisinde kamış protezlerinin kullanıma
girmesi de önemli bir adımdır. Bu tedavi yöntemi 50 yılı aşkın
bir süredir uygulanmaktadır. İlk protezler kıkırdaktan
yapılıyordu. Daha sonra doğal maddelerin çözünme sorununa karşı
protez yapımında yapay maddeler kullanıma girdi. Bu dönemde iki
tip protez geliştirildi: Yarı sert ve şişirilebilir protezler.
Bütün hastalar için en uygun tek bir kamış protezinin
bulunmadığını önceden söylemek gerekir. Yarı sert protezler
şişirilebilir olanlara göre daha ekonomik, daha kalay
takılabilir ve yıllar boyunca karşılaşacakları mekanik aşınmaya
daha dayanıklıdırlar.
Yarı sert protezlerdeki son gelişmelerden biri bükülebilir
protezlerdir. Bu protezler içerdikleri bükülebilen bir gümüş
telden ötürü istenen duruma getirilebilmekte, dolayısıyla
estekik açıdan daha iyi sonuçlar vermektedir.
Psikolojik ve estetik açıdan daha olumlu sonuçlar verecek,
işlevsel bakımdan doğala yakın protez talebinin artması
karşısında 1973’te şişirilebilir kamış protezleri geliştirildi.
Gözenekli cisimler için iki silindir, bir depo ve pompadan
oluşan bu protezin, olumlu özellikleri yanında silindir, bir
depo ve pompadan oluşan bu protezin, olumlu özellikleri yanında
silindirlerden sıvı kaçağı, silindirlerin genişlemesi ve
enfeksiyon tehlikesinin yüksekliği gibi yan etkileri de vardır.
Şişirilebilir protezlerin olumsuz yönleri yıllardan beri
sürdürülen araştırmalarla giderilmeye çalışılmaktadır.
Kamış protezi takılacak hastaların kendilerine uygulanacak
yöntemin yan etkileri ve yaratacağı sorunlara ilişkin
bilgilendirilmesi gereklidir. Protez psikolojik muayeneler ve
testlerden sonra takılmalıdır. Ayrıca bu girişimin geriye
dönüşsüz olmadığı, hoşnut kalmama durumunda başka bir protezin
denenebileceği de anlatılmalıdır.
Dışarıdan uygulanan araçlar:
Cinsel iktidarsızlığın tedavisinde dışarıdan uygulanan
araçlardan da kasıca söz etmekte yarar vardır. Burada dölyoluna
girişi sağlayacak kadar sertleşme ve sertleşmenin sürmesini
sağlayan araçlara değinilecektir. Bunlar temel olarak vakumla
kamışa kan hücumunu sağlayan ve bu kanı bir süre koruyan
aygıtlardır. Osborne’un ErecAid System’i plastik silindir, emme
yaratan pompa, bağlantı borusu ve esnek banttan oluşur. Kamış
silindir içine yerleştirilir. Daha sonra pompa yardımıyla
sağlanan emme kuvvetinin yarattığı negatif basınçla kamışa kan
hücum etmesi sağlanır. Böylece normaldekine benzer bir sertleşme
elde edilir. Sertleşmenin sürekliliği penis kökünü saran esnek
bantla sağlanır. Bu işlemlerden sonra sertleşmiş kamış
silindirden çıkarılır. Sertlik 30 dakikadan az bir süre boyunca
korunabilir.
Daha değişik bir tasarımın ürünü olan Synergist Erection
System’de saydam silikondan yapılmış bir prezervatif kullanılır.
Yumuşak kamışı destekleyecek kadar sert olan bu prezervatif
kamışa geçirildikten sonra bir boru yardımıyla emme kuvveti
yaratılır. Daha sonra borudaki vana kapatılarak penis köküne
doğru katlanır. Kullanıldıktan sonra vana açılarak araç
çıkarılır.
Bu araçların görece kullanışlı, güvenilir ve ekonomik olma
üstünlükleri vardır. Ayrıca cerrahi girişim gerektirmedikleri ve
başka ilaç tedavileri ile etkileşim göstermedikleri için
istediği an kullanılabilirler. En önemli olumsuz yönleri ise
belirli bir el yatkınlığı istemeleri ve sertleşme süresinin
yarım saatin altında kalmasıdır. Ayrıca bu araçların pıhtılaşma
bozukluğu olan hastalarda son derece dikkatli kullanılması
gerekir.
Cinsel Fonksiyon Bozuklukları
Türkiye’de cinsellik hala tabu:
Ereksiyon ve orgazm güçlüğü, cinsel isteksizlik ve vaginismus en
fazla görülen cinsel problemler. Erkeklerin birçoğunun doktora
gitmekten çekindiği, kadınların doğalmış gibi gördüğü cinsel
sorunlar çözümsüz değil.
Türkiye için hala kapalı kutu görünümünde olan cinsellikle
ilgili sorunlar kadın ve erkekleri farklı etkiliyor. 40 yaşını
geçen erkeklerin yüzde 52’sinde değişik düzeylerde cinsel
fonksiyon bozukluğu görülüyor. Kadınlarda ise cinsel soğukluk,
orgazm olamama ve vaginusmus sorunları en önemli hastaneye
başvuru nedenleri arasında yer alıyor.
İşte evliliklerdeki en önemli boşanma nedeni olan cinsel
problemlerin toplumda yarattığı sancılar Acıbadem Hastanesi
Sağlık Söyleşileri’nin ilki olan “Cinsel Fonksiyon Bozuklukları”
Toplantısı’nda ele alındı. 20 Kasım 1999 Cumartesi günü
hastanenin konferans salonundaki toplantıya Acıbadem Hastanesi
Üroloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Ferruh Korkut, Kadın
Hastalıkları ve Doğum Bölüm Başkanı Op. Dr. Öztürk Karabey ve
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Ana Bilim Dalı öğretim üyesi
Prof. Dr. Arşaluys Kayır katıldı. Yoğun bir ilgi gören
toplantıda konunun üç uzmanı tüm yönleriyle cinsellikle ilgili
sorunları irdelediler ve kadın, erkek açısından ayrı ayrı ele
aldılar. Uzmanlara göre cinsel sorunlar birçok nedenin biraraya
gelmesinden doğuyordu. Cinsel deneyimin yetersizliği, cinsel
bilgilenmenin eksikliği ya da yanlışlığı, eşle olan genel
ilişkinin zayıflığı, katı yetiştirilme tarzı, yerleşik yanlış
inanışlar, kalıp yargılar ve başarısızlık endişesi başlıca
psikolojik faktörler arasında yer alıyor.
Prof. Dr. Ferruh Şimşek, konuyu erkekler açısından ele alarak
erkeklerde en sık görülen sorunların başında ereksiyon
güçlüğünün geldiğine işaret etti. Prof. Dr. Şimşek,
ÒAraştırmalar bu sorunun önümüzdeki 5 yıl içinde dünyada 400
milyon erkeği ilgilendireceğini gösteriyor. Dünya verilerini
dikkate alırsak Türkiye’de değişik düzeylerde ereksiyon güçlüğü
olan 5 milyon erkeğin olduğunu düşünebiliriz. Sorunun
tedavisinde erkeklerin zamanında hekime başvurmaları büyük önem
taşıyorÓ diye konuştu. Risk faktörlerin ortadan kaldırılması
için alkol ve sigara kullanımının bırakılmasını öneren Prof. Dr.
Şimşek, şöyle konuştu:
"Diyet ve egzersiz yapılması, stresten kaçınılması tedavinin
başarısını olumlu etkiliyor. Hastanın sorunun boyutuna göre ilaç
tedavisi uygulanıyor. Vakum cihazları öneriliyor. Daha ileri
durumlarda ise penise protez yerleştirilmesi sorunun
giderilmesinde etkili rol oynuyor."
Kızlık zarı büyük sorun Kadınlarda görülen cinsel fonksiyon
bozukluklarına neden olan hastalıklar hakkında bilgi veren
Acıbadem Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümü Sorumlusu
Op. Dr. Öztürk Karabey de doğumun ve menopozun cinsel yaşama
etkisi hakkında dinleyicileri aydınlattı. Dr. Öztürk Karabey,
Türkiye’deki cinsel tabular yüzünden birçok genç kızın
evlenmeden jinekoloğa başvurmadığını, bunun da varolan
hastalıkların zamanında teşhis edilmesini önlediğini vurguladı.
Dr. Karabey, kızlık zarı çok kalın olan kişilerin cinsel ilişki
sırasında travma yaşadıklarını ve kanama geçirerek hastaneye
başvurmak zorunda kaldıklarına işaret etti. Dr. Karabey, ağrılı
cinsel ilişkinin de kadınların cinsel yaşamını olumsuz
etkilediğini belirtti ve bu durumlarda hemen hekime
başvurulmasını önerdi.
İstanbul Tıp Fakültesi Psikiyatri Anabilim Dalı öğretim üyesi
Prof. Dr. Arşaluys Kayır ise cinsel fonksiyon bozukluklarının
kadın ve erkekleri farklı etkilediğini açıkladı.
Prof. Dr. Kayır, tedaviyle ilgili olarak çiftlere uygulanan
terapiler hakkında bilgi verdi. Cinsel yaşamdaki aksaklıkların
birey için haz ve doyum duygusunu kaybetmekten öte bir sıkıntı
kaynağı olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kayır, cinsel sorunların
tedavisinde son 30 yıldır cinsel soruna odaklaşan kısa cinsel
terapilerin uygulandığını söyledi. İstanbul Tıp Fakültesi’nde 20
yıldır cinsel tedavi yapıldığına değinen Kayır, ÒTedavi süresi
çiftlerin işbirliği sağlandığında ortalama 1-3 aydır. Çiftlere
kolaydan zora doğru derecelendirilmiş bir seri cinsel ev
ödevleri verilir. İlişkileri iyi olan, aralarında sevgi ve güven
bağı bulunan çiftlerin sorunlarını çözme şansı daha yüksektirÓ
diye ekledi.
Tartışmada bölümünde ise izleyiciler merak ettikleri konuların
sorularla açılmasını istediler. Toplantı sonunda izleyiciler bu
konunun Türkiye için hala tabu olduğunu ve sık sık gündeme
getirilmesi gerektiğini belirttiler.
Cinsel isteksizlik
* İsteksizlik belli bir eşe veya şevişme şekline olur.
Sevişmeden kaçınma özellikle diğer eşin arzu ve talepleri
olduğunda çoğalır.
* Kadınlarda daha çok pasif direnme ve iğrenme, erkeklerde
başarısızlık korkusu nedeniyle cinselliğe uzak durma daha
çoktur.
* Klinik başvurularda cinsel isteksizlik kadınlarda erkeklerden
daha fazladır.
* Kadında cinsel birleşme ve orgazm olamama sık rastlanan bir
durum olduğu için tedavi edilmesi gerekli durum olarak
değerlendirilmez.
Erkeklerdeki sorunlar
* Hormonal, nörolojik problemler, hipertansiyon, kalp damar
hastalıkları ereksiyon sorununa neden olabilir.
* Özellikle diyabetli hastaların yüzde 30’unda bir şekilde
hafif, orta ya da ağır ereksiyon güçlüğü gözleniyor.
* Stres, sigara ve alkol sorunu tırmandırıyor.
* Tedavide erken teşhis çok önemli.
* Uzmanlar vakit geçirilmeden hekime başvurulmasını öneriyor.
* Sorunun çözümünde ilaç tedavisi, vakum cihazı, protez
yerleştirilmesi gibi alternatifler mevcut.
Ağrılı cinsel ilişkinin nedenleri
* Vajina girişindeki ve içindeki iltihaplar, vajinanın
kayganlığını sağlayan bezlerin iltihabı
* Travmatik faktörler, düşmeye bağlı tahriş
* Kadın cinsel organının büyük dudaklardaki sarkıklarını
gidermek için yapılan estetik ameliyata bağlı yara izleri
* Yumurtalıklardaki kistler, rahimdeki saplı miyomlar, karın
zarı altındaki miyomlar
* Rahim boynundaki kanserler, başlıca sebeplerdir.
kaynak:AcıbademHastanesi